|
Altaylı "bir dostuna" dayandırarak kaleme aldığı köşe yazısında,
davetliler arasında yer alan Emre Aköz'ün Başbakan'ın karşısına bir
hayli alkol alarak çıktığını ve davet boyunca da içki aldığını iddia
ederek, ortamın hayli gerginleştiğini ve Başbakan'ın da bu durumdan
oldukça rahatsız olduğunu dile getirdi.
İddialara göre, Başbakan Aköz'ün bu durumundan dolayı son derece
rahatsız olmuş ve Memecan'ları "beni bir daha bu adamla aynı ortama
sokmayın" diye uyarmış.
Altaylı'nın 17 Kasım tarihli köşe yazısı:
Başbakan'a talimat veren sarhoş kim?
AKP
milletvekili Nursuna Memecan ile Majestelerinin karikatüristi Salih
Memecan’ın evlerinde verdiği davet hala dillerde.
Yemeğe
katılanları bir kez daha sıralamama gerek yok herhalde.
Bu
yemekte neler oldu, neler konuşuldu çok yazıldı çizildi ama gördüğüm
kadarıyla kimse doğrusunu yazmadı, yazamadı.
Benim
de yazma niyetim yoktu ama benim “Dominant teyze” lakabını uygun
gördüğüm Nursuna Memecan marifet yapmış çocuk gibi röportajlar
vererek yemeğin içeriğini anlatınca ve Nur Çintay da “methiyeler”
düzünce benim de gerçekleri yazmam şart oldu.
Bu
davette yoktum ama içerde ne olup bittiğini birinci ağızdan
dinlediğim için biliyorum.
Evsahibesi Nursuna Memecan, oldukça gergin, oldukça heyecanlıymış,
bana olan biteni nakleden dostum “Galiba ilk kez bu düzeyde bir
davet vermenin heyecanıylaydı” diyor bu durum için.
Yemeğin en dikkat çekici ve antipatik figürü Emre Aköz olmuş.
Bana
bu bilgileri aktaran dostum şöyle anlatıyor olan biteni:
“Emre
geldiğinde zaten alkollüydü. Orada da iyi bir viski bulunca kafayı
çekmeye devam etti. Sonra da Başbakan Erdoğan’ın karşısına geçti ve
giderek kızaran burnuyla parmağını sallaya sallaya Başbakan’a akıl
vermeye başladı”
Şaşırıp sordum. “Nasıl akıl vermek?”
“Bayağı akıl vermeye başladı. Madde madde bir iki üç diyerek
Başbakan’a neler yapması gerektiğini söylemeye başladı. Yanlışlarını
anlatıp, doğrusunun ne olması gerektiğini, nerelerde eksikleri
olduğunu dili dolanarak sıraladı.”
“Başbakan ne yaptı?”
“Çok
bozuldu. Biz hep patladı patlayacak diye bekledik. Ama renk vermedi.
Önce gülerek dinledi. Sonra sinirlenmeye başladı ama öfkesini
göstermedi. Emre Aköz’ü kibar sayılabilecek bir tarzda savuşturdu.
Fakat hayli gergin bir ortam oluştu. Sonunda Emre’yi uzaklaştırdılar
da rahatladık.”
“Sonra?”
“Sonra
galiba Başbakan Salih Memecan’a beni bir daha bu adamla aynı ortama
sokmayın ricasında bulunmuş”
“Diğer
konuklarla ne konuşuldu?”
“Bir
ara işadamlarından biri, Soros bağlantılı olan Başbakan’a Güneydoğu
politikası ile ilgili öğütler vermek istedi. Görmeliydin. Sanki
bunlar her şeyi biliyor Başbakan da bilgisiz bir cahil çocuk.
Yaklaşımları oydu. Başbakan bu işadamını da çok güzel paketledi.”
“İşadamları ne anlattılar”
“İşadamları fazla konuşmadılar. Genel sohbetlere girdiler. Ama derin
mevzulara katılmadılar. Sanki Başbakan’ın gazabından korkar
gibiydiler. Ekonomik krizden bahsedip fırça yemekten çekindiler
galiba. Gerçi Başbakan çok sakindi kimseyi fırçalayacak bir hali
yoktu ama yine de bir çekingenlik vardı işadamlarında”
“Daha
çok ne konuşuldu. Her şey konuşuldu. Galiba daha çok Kürt meseleleri
konuşuldu. AB falan da konuşuldu. Ama öyle çok derinlikli bir konu
olmadı. Daha çok akademisyenler konuştu. Başbakan dinlemede kaldı.”
“Yemekler nasıldı?”
“Anladığım kadarıyla dışarı ısmarlanmış. Evde yapılmamış, bir yerde
yapılmış ve gönderilmiş. Evde yeniden ısıtılmış. O nedenle çok
mükemmel değildi ama kötü de değildi. Ayıp şimdi bunları anlattırma
bana.”
“Peki
yemekten aklında ne kaldı diye sorsam”
“Vallahi yemekten aklımda kalan Emre Aköz rezaletidir. Kırmızı burnu
ile Başbakan’a parmağını sallaya sallaya talimat vermesi herkesin
garibine gitti. Bana sorarsan herkesin aklında kalan da odur”
“Peki
Nursuna Memecan bu daveti sence niye verdi? AB’den sorumlu bakanlık
peşinde olduğu söyleniyor”
“Bana
sorarsan Nursuna Memecan parti içinde daha güçlü bir konuma gelmek
istiyor. Etkin olmak istiyor. Siyasi sosyetenin göbeğinde olmak
istiyor. İstanbul iletleriyle AKP arasında bir köprü kurabileceğini
ve AKP’nin bu eksiğini kapatabileceğini göstermek istiyor. Bunun
kendisine güç katacağını düşünüyor”
“AB
bakanlığı istemiyor mu?”
“Onu
bilemem ama yemekten edindiğim izlenim Nursuna Memecan’ın AB’den
sorumlu bakanlık değil, Doğu ve Güneydoğu’dan sorumlu bakanlık
istediği yolunda. Bu sorunu kendisinin çözeceğine inanıyor”
Sevgili okurlar yemeğin özeti bu işte.
Başka
yerde de okuyamazsınız.
Benden
söylemesi.
19 Kasım 2008 |