RSS RSS | ARAMA Jurnal'de ARA
jurnal.net
05-03-2018, Pazartesi
Jurnal.NET
TV dizilerinde cinsiyet eşitliği
"Kadın gibi olmak" ifadesi, kadınlar için kullanıldığında dahi yüzde 62 oranında aşağılama anlamı taşıyor. Ağlama ve hüzün içeren sahnelerin yüzde 73'ü kadınlar için, şiddet ve tehdit içeren sahnelerin yüzde 79'u erkekler için yazılıyor. Buna göre her üç kadından ikisi zayıf karaktere sahip.
Türk Sanayici ve İşinsanları Derneği (TÜSİAD), televizyon dizilerinde kadının toplumsal cinsiyet eşitliğine uygun şekilde konumlanmasını desteklemek amacıyla, Koç Holding’in ana destekçi olduğu TV Dizilerinde Toplumsal Cinsiyet Eşitliği adlı projesini hayata geçiriyor. Projenin detayları, gazeteci Nevşin Mengü’nün moderatörlüğünde TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Erol Bilecik ve TÜSİAD Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Çalışma Grubu Başkanı Oya Ünlü Kızıl’ın katılımıyla gerçekleşen toplantıda basın mensuplarıyla paylaşıldı.

Proje kapsamında Türkiye’de ulusal televizyon kanallarında yayınlanan popüler dizilerde toplumsal cinsiyet kalıplarının ve rollerinin yer alış biçimlerini tespit etmek amacıyla Kadir Has Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyeleri tarafından TV Dizilerinde Toplumsal Cinsiyet Eşitliği-Mevcut Durum Araştırması hazırlandı.

Söz konusu araştırma kapsamında, 1-31 Mayıs 2017 tarihleri arasında yayınlanan ve bu dönemdeki rating oranlarına göre altı ulusal kanaldan toplam 12 dizi seçildi. 12 dizinin dörder haftalık bölümlerinin her birinde yer alan ana ve yan karakterler üzerinden kadın-erkek karakterlerin sayısal dağılımı, görünürlükleri, yaş aralıkları, medeni durumları, fiziksel halleri, karakter özellikleri, işe ve eve dair sorumlulukları, rolleri, söz ve eylemleri incelendi.

Araştırmanın ortaya koyduğu bulgular şöyle:
  • Dizilerdeki ana ve yan karakterlerin sayısı, yüzde 47 kadın ve yüzde 53 erkek olmak üzere dengeli. Ancak en çok izlenen dizilerde toplam görünürlüğün yaklaşık üçte ikisi erkek karakterlere ait. Bu anlamda görünürlük dengesiz.
  • Kadın karakterler kalıplara sıkışıyor ve fiziksel özellikleriyle ön plandalar.
  • Kadınların iş hayatında görünürlüğü sınırlı. Dizilerde kadın karakterlerin yüzde 80’ini iş dışı mekânlarda bulunurken, ev işi içerikli sahnelerin yüzde 92’si kadın karakterler için, iş içerikli söz ve eylemlerin yüzde 82’si erkek karakterler için yazılıyor.
  • “Genç kadın” karakter sayısı, erkek karakterlere oranla 2.5 kat daha fazla. Kadın oyuncularda yaş aralığı 16-39 ile sınırlı tutulurken, erkek oyuncularda bu seviye 64 yaşa kadar çıkıyor.
  • “Kadın gibi olmak” ifadesi, kadınlar için kullanıldığında dahi yüzde 62 oranında aşağılama anlamı taşıyor. Ağlama ve hüzün içeren sahnelerin yüzde 73’ü kadınlar için, şiddet ve tehdit içeren sahnelerin yüzde 79’u erkekler için yazılıyor. Buna göre her üç kadından ikisi zayıf karaktere sahip.
  • Erkeklerin aksine bütün kadın karakterlerin medeni durumu biliniyor. Dul ve boşanmış kadın karakterler, aynı medeni durumdaki erkek karakterlerden beş kat fazla.
  • Erkekler, babalık rolünde görünmüyor. Ebeveyn rollerinin yüzde 79’unu kadınlar canlandırırken, bu oran erkeklerde yüzde 21’de kalıyor.



"KADINLA ERKEĞİN DÜNYASINI BU KADAR AYRIŞTIRMAYA GEREK YOK"

Açılış konuşmasının ardından gazeteci Nevşin Mengü yönetiminde "TV Dizilerinde Toplumsal Cinsiyet Eşitliği İçin Nereden Başlamalı" paneli yapıldı.

TÜSİAD Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Çalışma Grubu Başkanı Oya Ünlü Kızıl, cinsiyet eşitliğinin TV dizilerinde gözetilmesi için yol haritası çıkardıklarını ifade ederek, dikkat edilmesi gereken hususları şöyle anlattı:

“Karakter, duygu ve meslek çeşitliliğini artırmak önemli. Kadınla erkeğin dünyasını bu kadar ayrıştırmaya gerek yok. Hayata, işe ve eve dair sorumlulukları dengeli paylaşmak çok kıymetli. Bunu daha iyi gösterebilirsek dizilerimizde çocuklarımıza iyi bir mesaj olacak.

Şiddeti sıradanlaştırmamak mühim. Bunun yanı sıra eşitlik zihinde ve dilde başlar. Dilin kullanılmasına dikkat. Son olarak da iş hayatında kadın, güçlü kadınlar ve kararları verebilen kadın figürleri muhakkak yer almalı.”

Yönetmen Zeynep Günay Tan, kadın-erkek cinsiyet eşitliği konusunda eğitimin sürekli devam etmesi gerektiğini belirterek, kendisinin bu alanda aldığı eğitimden memnun olduğunu, eğitim sonrasında daha eşitlikçi sahneler çekmeye başladığını söyledi.

Proje kapsamında TV dizilerinde toplumsal cinsiyet kalıp ve yargılarını ortadan kaldırmak hedefiyle benimsenen beş ilke ise şöyle aktarıldı:
  • Kadınların ve erkeklerin fiziksel görünüm, karakter, duygu ve meslek çeşitliliğini artırmak,
  • Hayata, işe ve eve dair sorumlulukları dengeli dağıtmak,
  • Şiddeti olağanlaştırmamak,
  • Toplumsal cinsiyet eşitliğine uygun bir dil kullanmak,
  • Rol model karakterlerin görünürlüğünü sağlamak ve artırmak.
Koç Holding’in ana destekçisi olduğu projede, destekçi kuruluşlar olarak Anadolu Grubu, ARGE Danışmanlık, BASF Türkiye, Borusan Holding, BSH Ev Aletleri San. ve Tic. A.Ş., FİBA Holding, Güvensan, İstanbul Kültür Üniversitesi, Mogul Tekstil, Schneider Electric Türkiye, Siemens Türkiye, Tat Gıda, Vodafone Türkiye ve WYG Türkiye yer aldı.


YORUMUNUZ:
Misafir kullanıcı adı ile 500 karakter yazabilirsiniz. 500 karakter hakkınız kaldı.
Araştırma En Çok Okunanlar
ANA SAYFA  |   TÜRKİYE  |   DÜNYA  |   EKONOMİ  |   MEDYA  |   YAŞAM  |   TEKNOLOJİ  |   SPOR  |   ARAŞTIRMA  |   RSS  |   KÜNYE
Copyright © 2000 - 2017 JURNAL.NET, Tüm hakları saklıdır