JURNAL.NET - Meslekiçi Haberleşme Sitesi

Jurnal.net - Araştırma

 

 

Yerel basın hakkında genel bilgi

Mehmet FARAÇ (Cumhuriyet)*

Türkiye’de Yerel Basın

Türkiye’de bugün Edirne’den Ardahan’a 80 il ve yüzlerce ilçede yayımlanan 1700’ü aşkın yerel gazetenin ataları, Osmanlı döneminde eyalet sisteminden vilayet sistemine geçişle yayımlanmaya başlayan “vilayet” gazeteleridir.

1894’te bir nizamnameyle vilayetler oluşturulurken kentlerde birer matbaa da kurulmuştur. Genellikle devletin kırtasiye gereksinimlerinin karşılandığı bu matbaalarda, daha sonra resmi nitelikli vilayet gazeteleri çıkarılmaya başlanmıştır. Bunun ilk örneği Tuna vilayetinde 1865’te Türkçe-Bulgarca olarak yayımlanmaya başlayan “Tuna gazetesi”dir. Uygulama giderek yayılmış ve 1897’den itibaren İstanbul dışındaki Osmanlı vilayetlerinde 29 gazete yayımlanmaya başlanmıştır. Bunlardan 22’si vilayet gazetesidir. Beyrut’tan Girit’e kadar genellikle bulundukları vilayetlerin adlarını taşıyan bu gazetelerin çoğu Türkçe-Arapça ya da Türkçe-Rumca olarak yayımlanmıştır.

Tirajları 500’ü aşmayan bu gazeteler genellikle haftalık olarak çıkmış, basının İstanbul vilayetinin tekelinden çıkmasına katkı sağlamış, ancak yine bir bölümü Anadolu’da yerel basının yaygınlaşması için devlet tarafından bir süre sonra kapatılmıştır. Türkiye’deki yerel basına önderlik ve rehberlik eden bu gazetelerden bazıları günümüzde yayınlarını sürdürmektedir.

‘Fazilet adaları...’

Türkiye’de yerel basının halkla bütünleştiği ve en etkin olduğu dönem ise şüphesiz Kurtuluş Savaşı yıllarıdır. Büyük önder Atatürk’ün “Fazilet Adaları” olarak tanımladığı yerel gazeteler, bu dönemde hem kurtuluş hareketinin öncülüğünü yapmış hem de Anadolu’nun düşman işgali karşısında gösterdiği direnişin sesi olmuştur. Atatürk, mücadelesini her zaman bir yayınla desteklemiş, mesajlarını ve Anadolu insanının desteğini o dönemin olanaklarıyla yayımladığı gazetelerde duyurmuştur. Dönemin etkin gazetelerinden Sivas’taki İrade-i Milliye’nin ilk sayısındaki yazılar tamamen Atatürk’ün direktifiyle kaleme alınmıştır. O dönemde kentte Mücahede-i Milliye ve Gaye-i Milliye gazeteleri de yayımlanmaya başlanmıştır. Atatürk, 1919’ların sonlarında Ankara’ya döndüğünde kentte Anadolu’nun Sesi gazetesini çıkarmaya başlamıştır. 1920’de ise Meclis bahçesinde kurulan matbaada Hakimiyet-i Milliye’yi çıkarmıştır. Atatürk’ün başyazılarını yazdığı 500 kadar gazete özel kuryelerle İstanbul’a ve Anadolu’nun diğer kentlerine gönderilmiştir.

Milli Mücadele’ye öncülük eden gazeteler arasında İzmir’de Hukuk-Beşer, Ankara’da Yeni Gün, Eskişehir’de Yeni Dünya, Milli Mücadele’yi destekleyenler arasında ise Yeni Edirne, Erzurum’da Albayrak, Adana’da Yeni Adana, Balıkesir’de de Ses gazeteleri sayılabilir.

Bu gazetelerden Yeni Adana (1918), Antalya (1922), Bartın (1924), Yeşil Giresun (1925), Kayseri’de Ülker (1927), Elazığ’da Turan (1930) halen yayınlarını sürdürmektedir.

Yerel Gazete, Yerel Gazeteci...

Türkiye’de Anadolu basınını yerel gazete ve yerel muhabir adı altında ikiye ayırmak doğru olur. Kimi kentlerde iç içe girmiş olan bu sınıflandırma özellikle ulusal basının dağıtım ağının Anadolu’da yaygınlaşmasıyla 1970’li yıllarda daha da belirginleşmiş, güç dengesi bozulmuştur.

Türkiye’de yerel basın, henüz ulusal gazetelerin doğru dürüst dağıtılamadığı 1970’li yıllara kadar yayımlandıkları ,bölgede kimi zaman etkin birer baskı unsuru olarak kamuoyu oluşturmuş, halkla bütünleşmiş ve yurttaşların haber almada birinci kaynağı durumuna gelmiştir. Renkli basının etkinliğini artırması, Anadolu’nun en ücra köşesine kadar özellikle bol kadın fotoğraflı gazetelerin ulaşması, yerel basındaki sıkıntıları da beraberinde getirmiştir. Kötü baskı teknikleri, fotoğraftan yoksun sayfalar ve çoğu kötü Türkçe ile donatılmış yazılar içeren bu gazeteler, ulusal basının rengarenk gazeteleri karşısında yavaş yavaş güç kaybetmeye başlamıştır. Bu yapı içerisinde yerel gazete olgusu etkinliğini giderek yitirmeye başlamış, halk arasında daha aktif, bürokraside daha etkin yerel muhabir olgusu güçlenmeye başlamıştır. İşte bu dönemlerde Anadolu basını, yerel gazete ile ulusal basının yerel muhabirleri arasında kıskaca girmiştir.

Bugün Türkiye’de ne yazık ki Anadolu’nun birçok yerinde ulusal bir gazetenin muhabiri, halkın sorunlarının yansıtılması, kamuoyu oluşturulması açısından kökleri 70-80 yıl öncesine dayanan gazetelerden daha etkin konuma gelmiştir. Yerel gazete ister istemez ikinci, hatta bölge gazetelerinin ardından üçüncü sınıf gazete konumuna düşmüştür. Böyle bir yapı içerisinde kentlerde bin ile üç bin arasında satış yapabilen bir ulusal gazetenin muhabiri, tirajları çoğu zaman 100 ya da en çok 500’ü geçmeyen yerel gazeteden daha çok itibar kazanmış, daha çok etkin olmuş ve gazeteci kimliği daha ağır basmıştır.

Bölge sayfaları...

Yerel basının erozyona uğraması, güç kaybetmesi ve dejenere olmasında önemli etken olan ulusal gazeteler, Anadolu’nun en ücra köşesine ulaşabilecek bir dağıtım ağını kurduktan sonra, yerel gazetelerin kentlerdeki etkinlerine bir darbe de bölge sayfaları ya da ekleri çıkararak vurmuşlardır.

1980 öncesinde ulusal gazetelerin taşra baskıları artmış, kimi gazeteler bölge sayfaları açarak kentlerdeki en küçük kıpırtıya sayfalarında yer vermeye başlamışlardır. Bu yapılanma, 1980’li yıllarda örneğin Günaydın gazetesinin yaptığı gibi ulusal basın destekli bölge gazetelerinin çıkarılmasıyla iyice sıkıntı yaratmıştır. İznik’te Kocaeli, Adana’da Ekspres gibi gazeteler birer bölge gazetesi olarak Anadolu’ya açılmış, özellikle spor sayfalarıyla yerel gazete okuyucusunun önemli bir bölümünü çekmeyi başarmıştır.

Kurtuluş Savaşı yıllarından bu yana varlığını korumak için sürekli çaba harcayan yerel gazeteler, ulusal basının bölge gazeteleri, bölge ekleri ya da bölge sayfaları ile 1980’li yıllardan itibaren iyice çıkmaza girmiştir. Bu dönemde gerek teknolojilerinin yenilenememiş olması ve gerekse finansman sıkıntıları nedeniyle çok sayıda gazete matbaasına kilit vurmak zorunda kalınmıştır.

Özellikle sanayinin olmadığı kentlerde gazetelerin büyük bölümü kapanırken, yayınını ısrarla sürdürmek isteyen kimi gazeteler de basın ahlak ilkelerinin asla kabul edemeyeceği yollara başvurmak zorunda kalmıştır. Kimileri siyasi grupların, bazıları da özellikle Güneydoğu’da olduğu gibi zengin toprak ağaları, Hizbullah gibi terör örgütlerinin destekçileri ile politikaya bulaşmış aşiretlerin denetimine girmiştir.

Büyük ekonomik sıkıntılar ve baskılara karşın yayımlandıkları bölgelerde halkın sesi, gözü ve kulağı olmaya çalışan yerel gazeteler, ulusal basının sıkıştırmalarının dışında kendi fiziki sorunları, eksiklikleri ve bozuk kadro yapılanmaları nedeniyle de gerileme dönemine girmişlerdir.

Bu konuyu yerel basının genel sorunları adı altında özetlemeden önce günümüzde Türk yerel basının üç temel özelliğini sıralamakta yarar vardır:

800 günlük olmak üzere 1700’e yakın gazete ve derginin yayımlandığının tahmin edildiği Anadolu’da, yerel gazeteler bazen masabaşı haberler ya da makaslama yöntemiyle ulusal gazetelerden haber çalan, sayfalarını gereksiz yazılarla dolduran, ama asıl amaçları da devletin ilan gelirlerinden yararlanmak olan baskı şeklinde tanımlanmaktadır. Kurtuluş Savaşı gibi bir mücadelede unutulmaz çabalar sergileyen bu gazetelerden bazıları, 1980’li yılların yozlaşan siyaset ortamının da etkisiyle günümüzde ne yazık ki ülke ve ulus çıkarlarından çok, kişisel çıkarlarını gözetmeye başlamış, bazı güç odaklarının sözcüleri ve koruyucuları konumuna getirilmiştir. İçlerinde ekonomik sorunlarını çözmek için arşivini bile satılığa çıkaracak kadar onurlu mücadele veren Yeni Adana gibi yayın organlarının da bulunduğu bir avuç gazete ise gerçekten yerel gazete konumunu korumaya çalışsa da günümüzde yerel basının tamamına büyük Atatürk’ün “Fazilet Adaları” tanımını uygun bulmak artık olanaksızdır.

Aslında yerel gazete, yöresindeki olaylara ağırlık veren, bölgesinin kalkınması için çaba harcayan yayın organıdır. Bu organların ulusal bütünlüğü korunmasına katkı sağlamak gibi bir görevleri de vardır. Bu gazeteler devletle vatandaş arasında bir köprü görevi görürken, kamu görevlileri ve hizmetlerinin denetlenmesinde etkin birer unsurdurlar.

İşte bu gazetelerin büyük bölümü genellikle aile gazetesidir, babadan oğula miras olarak geçmiştir. Bir bölümü, Bursa örneğinde olduğu gibi, yüksek teknolojiyle yayımlanan ve kimi zaman ulusal gazetelerle yarışan, sırtlarını holdinglere dayamış yayın organlarıdır.

Tüm bu yapıyı kapsayan yerel gazetelerin sayısı 800’ü aşkındır. Basın-Yayın Genel Müdürlüğü’nün bile sayılarını tam olarak saptayamadığı gazetelerin sayıları zaman zaman (özellikle seçim dönemleri) 900’e ulaşmaktadır. Bu gazetelerin yüzde 45’i il, yüzde 55’i de ilçe merkezlerinde yayınlarını sürdürmektedir. Günlük olarak nitelenebilecek bu gazetelerin dışında Anadolu’da 900 kadar da haftalık, on beş günlük, aylık gazete ile yine haftalık, on beş günlük ve aylık olmak üzere haber, mizah, araştırma ve mesleki dergi de yayınını sürdürmektedir. Anadolu’da yerel olarak nitelenebilecek yayın organlarının toplam sayısı 1700 civarında tahmin edilmektedir.

En çok yerel gazetenin yayımlandığı kentler sırasıyla; Samsun (60), İzmir (27), Bursa (25), Zonguldak (23), Konya (22), Balıkesir (19), Adana (19), Ankara (16) ve Antalya (14) şeklindedir. Yerel basının en güçlü olduğu bölgeler de bu kentler arasındadır. Yeni Asır gibi yüzyılı aşkın bir süredir yayımlanan bir gazetenin olduğu İzmir’in dışında, Bursa’da da yerel basın ulusal basınla yarışacak düzeye gelmiştir. “Küçük Babıali” olarak tanımlanan kentin yerel basın profiline değinmekte yarar vardır:

Bursa’nın gazete geleneği çok eskilere dayanmaktır. Hüdavendigâr Matbaası’ndan bu yana basın sektöründe Türkiye çapındaki dalgalanmalara tanıklık eden Bursa’da, yerel basın hem teknoloji hem de bina anlamında yaygın gazete ve televizyonları aratmayacak boyutta yatırımlara yönelmiştir. Yaklaşık 150-200 milyon dolarlık bir yatırıma sahip Bursa basınında, günlük olarak 3 ofset gazete ve yayımlanmaktadır. Bunlardan bir Cavit Çağlar’a ait Olay gazetesi. Diğerleri DYP GİK üyesi eski Bursa Milletvekili Ali Osman Sönmez’in Bursa 2000 ve merhum ANAP Milletvekili Mümin Gençoğlu’nun çocukları Turhan ve Orhan Gençoğlu’nun denetimindeki Bursa Haber gazeteleri. Toplam tirajları 15 bini bulmayan bu gazetelerin sahiplerinin siyasi kimlikleri, Bursa’da yerel basının hangi güçlerinin denetiminde olduğu konusunda bilgi vermektedir. Kentte bunların dışında irili ufaklı 25 gazete yayınını sürdürmektedir. Ekonomik yeterliliğe ulaşan İnegöl, Karacabey, Gemlik ve Yenişehir’de birden fazla günlük gazete yayımlanmaktadır. Kentin tamamında yerel basında çalışanların sayısının 700 olduğu tahmin edilmektedir.

En az yerel gazetenin yayımlandığı iller de sırasıyla Bingöl, Bayburt, Şırnak, Muş ve Tunceli’dir. Bu illere bağlı ilçelerin çoğunda bir tek yerel gazete yoktur.

Yerel basının tiraj durumuna bakıldığında, tablo ulusal basından farklı değildir. Ulusal basındaki okur sıkıntısı yerel gazetelerde vahim bir duruma dönüşmektedir. Ülkede yayımlanan 800’ü aşkın yerel gazeteden özellikle tipo yönetimiyle basılanların yüzde 25’inin tirajı 100 ila 300 arasındadır. Satışı bini geçen gazetelerin sayısı yaklaşık 300 civarındadır. Tipo gazeteler genellikle abone yöntemiyle dağıtılırken, ofset gazeteler ise dağıtım sıkıntısı yaşamaktadır. Toplam tirajlarının yaklaşık 700 bini aştığı ileri sürülen yerel gazetelerde, ilan gelirlerinin artırılması için tirajların şişirildiği, bu nedenle gerçek rakamın 300 bin civarında olduğu tahmin edilmektedir. Dağıtım sıkıntısına değinmişken, yerel basının genel sorunlarını sıralamakta yarar vardır:

Yerel basının en önemli sorunu ilgi yetersizliğidir. Okur günümüzde 25 bin liraya kadar satılan renkli gazeteyi, bir dönem kendi sesi ve kulağı olan yerel gazeteye tercih etmektedir. Daha önce de değindiğimiz gibi, İstanbul basınının bölge sayfaları, yerel basını en çok etkileyen unsurlardır.

Bunların yanı sıra kendi fiziki yapılarından kaynaklanan sorunlar da yerel basını kötü etkilemektedir. Yerel gazeteler naylon kadrolar oluşturarak meslek dışındaki insanlara “Sarı Basın Kartı” kazandırmaktadır. Bu, gazeteci kimliğine büyük zarar vermektedir. Altyapı yetersizliği, eski makine parkı, teknoloji yetersizliği ve profesyonel kadro sıkıntısı, yerel gazetelerin asli görevlerini yerine getirmelerini engelleyen sıkıntıların başında gelmektedir.

Bugün Anadolu’da seviyeli, yetenekli, ciddi gazetecilerin yanı sıra mesleği bir çıkar ve şantaj aracı olarak kullanan kişilere ve stadyum gibi devlet binalarına bedava girmek için ulusal gazetelerin kartlarını edinen sözde gazetecilere rastlamak mümkündür.

Bu tablo içerisinde yerel gazetelerin görünümü şöyle özetlenebilir:

Yerel gazetelerin önemli bölümü can çekişmektedir. Bazıları yalnızca resmi ilan almak için çıkmaktadır. Yerel gazete çıkaranların büyük bölümünün asıl işi matbaacılıktır. Gazete çoğu bölgede matbaa işi almakta bir şantaj ve baskı aracı olarak kullanılmaktadır. Yerel gazetecilerin çoğu gazetecilik yapmak gibi bir amaç taşımamaktadır. Çoğunun bir yayın dili yoktur. Türkçe çok kötü kullanılmakta, habercilik kurallarına uyulmamaktadır. Özellikle yerel radyo ve televizyonların artması reklam gelirlerini düşürdüğü için gazetelerin çoğu meslekle ilgisi olmayan kişilerin eline geçmekte, bu nedenle “Altın Makas” diye adlandırılan yöntemle ulusal gazetelerden haber kesmektedir.

Türkiye’de yerel basın anlatılırken Güneydoğu gazeteciliğine değinmek kaçınılmazdır.

Güneydoğu özellikle 1984’te PKK’nin terör eylemleriyle sarsıldı. Her gün çok sayıda insanın öldürüldüğü bu bölgede gazetecilik önemli bir hareket kazandı. Bir taraftan terör ortamı, bir taraftan da bundan kaynaklanan koruculuk ve özel tim yapılanmasıyla, yine aynı nedenden kaynaklanan bazı dinci terör örgütlerinin bölgede yuvalanması gazeteciliği çok zor şartlara sürüklemiştir. Bugün Türkiye’nin hem en şanslı hem de en şanssız gazetecileri Güneydoğu’da çalışmaktadır. Haber potansiyelinin çok yoğun olduğu bölgede hem yerel muhabirler hem de yerel gazeteler haber sıkıntısı çekmemektedir. Kaldı ki bu potansiyel, bölgede gazete sayısını da önemli oranda artırmıştır. Bölge tarihinde ilk kez Diyarbakır’da Ortadoğu Haber Ajansı adı altında bir ajans bile kurulmuş, ancak fazla yaşayamamıştır.

Özellikle Hizbullah ve PKK örgütleri arasında 1990’dan sonra yoğunlaşan çatışmalar Güneydoğu’yu gazeteciler açısından kör bir kuyuya dönüştürmüştür. Kimine göre Hizbullah, kimine göre PKK, kimilerine göre kontrgerillanın işlediği cinayetlerde, namlular bir süre sonra gazetecilere yönelmiştir. Kutlu Aktaş tarafından hazırlanan bir raporda, gazetecilerin bir bölümünün bazı devlet güvenlik güçlerinin hedefi olduğu belirtilse de bölgede öldürülen 17 gazetecinin kimler tarafından hangi amaçla katledildiği konusu açıklık kazanamamıştır. Bir dönem sonra Güneydoğu, boynunda fotoğraf makinesi, sırtında tabancalarla dolaşan gazetecilerin çalıştığı bir bölge haline gelmiş, can güvenlikleri iyice azalan kimi meslektaşlarımız bölgeyi terk etmiş, kimi de mesleği bırakmak zorunda kalmıştır.

Güneydoğu başta olmak üzere Türkiye genelinde özellikle yerel gazeteciler ne yeterince özgür ne de yeterince güvenlik içindedir. Batı’da valilerin, siyasilerin hedefi olan gazeteciler, Güneydoğu’da ise başta terör örgütleri olmak üzere güvenlik güçlerinin, şeyhlerin, ağaların, korucuların tehdidi altındadır.

Her şeye karşın Türk basını içerisinde saygın ve etkili bir kimliğe sahip olan Anadolu basınının, gazeteciliğin gerçek okulu olarak eski günlerine dönmesi, tüm bu sorunların ortadan kaldırılmasıyla mümkün olacaktır.

* Konrad Adenauer Vakfı’nın Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ile birlikte 1999 sonbaharında gerçekleştirmiş olduğu 2. Yerel Gazetecilik seminerinde yayınlanan tebliğ.