JURNAL.NET - Meslekiçi Haberleşme Sitesi

Jurnal.net - Araştırma

 

ABD’ye gelen iletişim mezunları anlatıyor

Yonca Poyraz Doğan

Nazlı Güney, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi 2001 yılı mezunu. Güney, özellikle son yıllarda Amerika’ya gelen pek çok iletişim mezunundan biri. Diyor ki, “Amerika’ya gidip kendini kurtarmak modası vardı. Ben orada kalmak niyetindeydim ama bir aile dostumuzun da Amerika’da olması nedeniyle onların yanına geldim. Hiç bir şey yapmasam bile gözlem olur diye düşündüm.”

ABD’de gazetecilik eğitimi

Yonca Poyraz Doğan

Yıl 1992. Yer, Houston Üniversitesi İletişim Fakültesi. Ders, Medyada Yazı Yazma ve Muhabirlik. Amerika’da girdiğim ilk derste 10-15 kişilik bir sınıftayım. Hepimizin önünde birer bilgisayar var. Kimisi oynamaya başlamış bile, ama ben uzak duruyorum. “Bu sınıfta benden başka yabancı öğrenci yok mu acaba” diye düşünerek etrafıma bakıyorum ve Uzakdoğu’dan geldiklerini tahmin ettiğim iki genç kızı görünce seviniyorum. Ancak onlar kendi dillerinde, aralarında bıcır bıcır bir şeyler konuşuyorlar. O sırada öğretmen Michael Ryan geliyor.

Televizyonda şiddetle karışık sevgisizlik

Dr. Cengiz Özdiker

Merhum Yazar, Kemalettin Tuğcu’nun çocuk kitapları serisinden okuduğunuz kitap var mı? "Bazı kimselere okumadığınız kitabı var mı?" diye sormak daha doğru olur her hâlde. Kemalettin Tuğcu, 1902 yılında doğup, 94 yıl yaşayarak 211 çocuk kitabı yazdı ve birkaç nesil onun eserleriyle çocukluk ve gençlik kişiliğini oluşturdu.

Televizyonda dini haber ve yorumlar

Dr. Cengiz Özdiker

Din”, sözlük anlamı itibarıyla; “inanılıp çok bağlanılan düşünce, inanç, ülkü veya insanların anlayamadıkları, karşısında güçsüz kaldıkları doğa ve toplum olaylarını, gizemsel nitelikteki güçlerle açıklamaya yönelmeleri olgusu ve bu nitelikteki tasarımların kurallar, kurumlar, törenler ve simgeler biçiminde örgütlenmesini sağlayan düzen” olarak tanımlanmaktadır.

İdeolojik düzen, 1984 ve medya

İnanç Emre Albayrak

Bir kültürün ruhunun tükenmesinin iki yolu vardır. Birincisi Orwell’ in 1984’ünde anlattığı gibi kültür hapishaneye dönüştürülür, ikincisi Huxley’ in “Cesur Yeni Dünya” adlı eserinde anlattığı gibi anlamsız yaşam unsurları ile bir hiçe dönüşür. Global dünyamız şüphesiz Huxley’ in ‘doyumsuz eğlence’ sunan dünyasının çok benzeridir. Ancak bir o kadar da Orwell’ in hikayelerinde betimlediği, biçimsizleşmiş hapishane kültürleri ile benzeşir. 1984’de olduğu gibi Orwell, “Hayvan Çiftliği” adlı eserinde de anlattığı insan ruhunu ve iradesini, diktacı otoritelere teslim ettiren ideolojiler, “düşünce denetim aygıtı”, “düşünce polisi” yardımı ile nasıl bir kültür oluşturuyorlarsa günümüzde de üreten, egemen kültürün pazarladığı ve teknolojisi geliştikçe kontrol ve denetleme mekanizmalarını arttırdığı medya adeta bir tele ekran görevini üstlenmiştir.

Televizyon Yayınlarında Cinsellik,
Müstehcenlik, Erotizm ve Pornografi

Dr. Cengiz Özdiker*

Toplumsal yaşamı her açıdan etkilemede önemli bir rol üstlenen televizyon yayınlarında “kamu yararı”nın gözetilmediği, toplum değerleri ve bireysel hakların korunmadığı, düzenlenmesinde ve denetiminde güçlük çekilen temel konuların başında CİNSELLİK, MÜSTEHCENLİK, EROTİZM ya da PORNOGRAFİ gelmektedir. Bu kavramlar tanım ve kapsam yönünden benzerlikler içerdiği kadar birbirinden farklı olgu ve ortamlarla değerlendirilmektedir.

Yerel televizyonlar ve demokrasi

Sinan Burhan

Üzerinde fazlasıyla durulması gereken fakat tam tersi üzerinde en az durulan bir olgudur yerel medya. 21. yüzyılın en önemli kazanımı demokrasiyse -ki öyle olduğunu düşünüyorum, demokrasilerin üzerinde yeşerdiği tarla ise sivil toplum örgütleridir. Sivil toplum örgütlerinin motoru da kitle iletişim araçlarıdır. Ben burada kitle iletişim araçlarının global planda ne tür pozitif yada negatif sonuçlar doğurduğunu tartışmayacağım.

TBMM, RTÜK ve Yayıncıların Sorumluluğu
Işığında RTÜK’ün Özerkliği

Dr. Cengiz Özdiker

Türkiye’de 1990 yılından bu yana radyo ve televizyon alanında fiilen “özel yayıncılığın” başlatılmasıyla doğan karmaşa sonrasında T.C. Anayasasının 133 üncü maddesinde yapılan 8.7.1993 tarihli değişiklikle “Radyo ve televizyon istasyonları kurmak ve işletmek kanunla düzenlenecek şartlar çerçevesinde serbesttir.” hükmü getirildi. Bu anayasal değişiklik, tekel durumundaki kamu yayıncılığından özel yayıncılığı da kapsayan “çoğulcu” yayıncılığın başlangıcı oldu.

Televizyon yayınlarında trafik eğitimi ve sorumluluk

Dr. Cengiz Özdiker

Trafik kazaları ülkemizin en önemli sorunlarından biri olup, ülke genelinde 1998 yılında 440 bin 149 trafik kazası meydana gelmiş, bu kazalarda maalesef 114 bin 552 vatandaşımız yaralanmış, 4 bin 935 vatandaşımız da hayatını kaybetmiştir. 1999 yılında 441 bin 693 trafik kazası meydana gelmiş, bu kazalarda maalesef 113 bin 656 vatandaşımız yaralanmış, 4 bin 606 vatandaşımız da hayatını kaybetmiştir.

Televizyonda mafya(!) tiplemeleri

Dr. Cengiz Özdiker

Anayasamızda basın ve yayımla ilgili hükümler “Basın hürdür, sansür edilemez...” söylemiyle başlamakta olup, başta 3984 Sayılı RTÜK Kanunu ve Basın Kanunu olmak üzere basınla ilgili hukuki düzenlemeler “basın özgürlüğü” nü iddia edildiği gibi sınırlandırmamaktadır.

TV denetim sistemlerinden örnekler

Prof. Dr. Yasemin Giritli İnceoğlu

İsveç:

İsveç’te özel radyo ve televizyon yoktur. Televizyon, devlet malı da değildir. Yayın kuruluşları kamu yararına çalışırlar. İsveç Yayın Kurumu (Severiges Radio-SR) limited bir şirket olup hisselerinin yüzde 60’ı halk kuruluşlarına (popular movement), yüzde 20’si başta telsiz sektörü olmak üzere sanayiye ve yüzde 20’si basına aittir.

Türkiye’deki yerel basın hakkında genel bilgi

Mehmet Faraç (Cumhuriyet)*

Türkiye’de Yerel Basın

Türkiye’de bugün Edirne’den Ardahan’a 80 il ve yüzlerce ilçede yayımlanan 1700’ü aşkın yerel gazetenin ataları, Osmanlı döneminde eyalet sisteminden vilayet sistemine geçişle yayımlanmaya başlayan “vilayet” gazeteleridir.