Uyarıyı yapan da, Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü OECD'ye bağlı ajansın baş ekonomisti Fatih Birol. Birol dünyadaki başlıca petrol sahalarının çoğunda, üretimde zirve noktasının aşıldığını ve bu durumun küresel krizden çıkışı engelleyebileceğini söylüyor.
Birol gazeteye verdiği özel röportajda, insanların ve çok sayıda hükümetin petrolün tahmin edilenden de hızlı tükendiği ve küresel petrol üretiminin 10 yıl içinde zirve yapacağını görmezden geldiğini belirtiyor.
Buna ek olarak, petrol üreten ülkelerde kronik bir yatırım eksikliği olduğunu belirten Fatih Birol, bu durumun gelecek beş yıl içinde küresel ekonomik krizden çıkış umutlarını söndürebileceğini belirtiyor.
Fatih Birol, 2010'dan itibaren petrol sıkıntısının çekilmeye başlamasıyla çoğu Orta Doğu'da bulunan petrol üreticisi ülkelerin pazar gücünün artacağını söyleyerek, Batılı güçleri uyarıyor.
'En az dört S.Arabistan gerek'
Birol şöyle devam ediyor:
"Bir gün petrol bitecek. Hemen bugün ya da yarın değil ama bir gün bitecek. Petrol bizi terk etmeden biz petrolü terk etmeliyiz ve kendimizi o güne hazırlamalıyız. Ne kadar erken başlarsak o kadar iyi. Çünkü tüm ekonomik ve sosyal yapımız petrole bağımlı. Bunu değiştirmek çok zaman ve para gerektiriyor. Dolayısıyla durumu çok ciddiye almalıyız."
Fatih Birol, dünyada petrole olan talep aynı kalsa bile, üretimi aynı seviyelerde tutabilmek için dört adet daha Suudi Arabistan bulunması gerektiğini söylüyor.
Birol, 2030'a dek artan talebi karşılayabilmek içinse altı Suudi Arabistan gerektiğini vurguluyor.
İkramiye tartışması
Guardian'ın manşetinde de bankacılara ödenmesi beklenen ikramiyeler var. Gazete ülkenin iki büyük bankası Barclays ve HSBC'nin yılın ilk yarısındaki bilançolarını açıklamalarıyla, bankalardaki ikramiye kültürünün yine tartışmaya açılacağını belirtiyor.
Gazete, iki bankanın da yatırım bankacılığı bölümlerinin gelirlerinde büyük bir artış beklendiğini, bunun da üst düzey bankacılara büyük ikramiyeler dağıtılması anlamına geldiğini yazıyor.
Bununla birlikte de, Londra'nın finans merkezi City'de bankacıların uğruna pervasızca riskler alıp, küresel mali krize yol açmakla suçlandığı ikramiye uygulamasıyla ilgili tartışmanın yeniden açılacağı vurgulanıyor.
Guardian haberinde ülkenin ekonomi konularında en sayılan isimlerinden biri olan, muhalefetteki Liberal Demokrat Parti'nin Maliye Sözcüsü Vince Cable'ın sözlerine de yer veriyor.
Cable, "Vergi mükelleflerinin parası olmasaydı çoğu bankacı, büyük ikramiyeler almak bir yana, işsiz kalacaktı. Açgözlülükleri ve aldıkları aşırı riskler, şu an milyonlarca kişiyi işsiz ve evsiz bırakan krize yol açtı." diyor.
Afganistan'a ek asker
Guardian'ın iç sayfalarındaki bir başka haberdeyse ABD'nin; İngiltere'den, Afganistan'a daha çok asker göndermesini isteyeceği duyuruluyor.
Gazete, Afganistan'daki NATO güçlerinin komutanı General McChrystal'ın yaptığı değerlendirme sonucu ittifakın asker sayısını arttırması gerektiğini söyleyeceğini yazıyor.
Bu nedenle de, İngiltere'nin daha fazla asker gönderme baskısı altına gireceği belirtiliyor.
Gazete, Amerikan Başkanı Barack Obama'nın talimatıyla yapılan değerlendirmede istenmesi beklenenleriyse şöyle sıralıyor: 150 bin kişilik Afgan ordusunda asker sayısının 300 bine çıkartılması, NATO birliklerinin dağlık doğu bölgelerinden nüfus yoğunluğu yüksek güney bölgelere kaydırılması ve Afgan hükümetine yardımın artırılması.
Ancak haberde görüşlerine yer verilen İngiltere Savunma Bakanı Bill Ramell, olası bir ek asker talebine çok da sıcak bakmıyor.
Rammel, "Asker sayımızı 5.500'den 9.000'e çıkararak önemli artış yaptık. Bu uluslararası bir çaba ve asker sayısı konusundaki sorumluluğun sadece bu ülkeye düştüğünü sanmıyorum." diyor.
'Fazla rol üstlendik'
Guardian, aynı haberde İngiliz Parlamentosu'nda Dışişleri Komisyonu'nun Afganistan raporundaki eleştirilere de yer veriyor.
Raporda, İngiltere'nin uyuşturucu ticaretiyle mücadele de dahil çok fazla ulus inşası rolü üstlendiği, hedeflerin net olmadığı ve kurumlar arası koordinasyonun zayıf olduğu eleştirileri getiriliyor.
Çalışmada ayrıca, sekiz yıldır yolsuzluğa karşı mücadelede hiçbir yol kat edilemediği söyleniyor. Dışişleri Komisyonu, İngiltere'nin sadece güvenliğin sağlanmasına odaklanması gerektiğini kaydediyor.
Ancak, sorunu basite indirgediği ve güvenlikle kalkınma arasındaki bağı görmezden geldiği gerekçesiyle bu görüşün hükümet çevrelerinde kabul görmediği vurgulanıyor.
Obama'ya Suudi engeli
Financial Times Amerikan Başkanı Barack Obama'nın Orta Doğu barış sürecini canlandırmak için yaptığı girişimlerin önüne bir engel daha çıktığını belirtiyor.
Gazete, haber-analizinde, Washington'un son girişiminin, İsrail'in Yahudi yerleşimi inşaatlarını dondurması karşılığında Arap ülkelerinin "güven artırıcı önlemler" adı altında bazı tavizler vermesi üzerine odaklandığını belirtiyor.
Ancak haberde, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Suud El Faysal'ın geçen Cuma günü Amerikalı mevkidaşı Hillary Clintonla görüşmesinden hemen sonra, "Geçici güven artırıcı önlemler barış getirmeyecek. Gereken, daha başlangıçta nihai sonucu tanımlayan; sınırlar, Kudüs'ün statüsü, mülteciler, su gibi nihai statüye dair müzakereler başlatacak kapsamlı bir yaklaşım." dediği hatırlatılıyor.
Görüşlerine yer verilen Daniel Levy adlı uzman da "Suudilerin açıklamaları sınırı çizdi. Bu, Fas ve Bahreyn gibi güven artırıcı önlemlere daha meyilli ülkeleri zor durumda bırakabilir." diyor.
'Hamaney'in emri bekleniyor'
Times'ta ise İran'ın nükleer programıyla ilgili bir uyarı yer alıyor.
Batılı İstihbarat kaynaklarına dayandırılan habere göre, İran şu anda ilk nükleer bombasını geliştirebilecek teknolojiye sahip ve üretim için dini lider Ayetullah Ali Hamaney'in emri bekleniyor.
İki yıl önce Amerikan istihbarat tahminlerinde İran'ın, nükleer silah programına ABD'nin Irak'ı işgal etmesinden kaynaklanan tehdit nedeniyle 2003'te son verdiği belirtilmişti.
Ancak Times'ın haberine kaynaklık eden Batılı istihbaratçılar, programa Amerikan tehdidi nedeniyle değil, çalışmalar başarıyla tamamlandığı için son verildiğini iddia ediyor.
Aynı kaynaklar, Hamaney'in emir vermesi durumunda altı ay içinde yeterince uranyumun zenginleştirilebileceğini ve altı aylık bir sürede de nükleer savaş başlığının tamamlanabileceğini söylüyor.
Observer tarihe mi karışıyor?
Independent, dünyanın en eski pazar gazetesi Observer'ın geleceğinin tehlikeye girdiğini yazıyor. Observer'ı çıkartan Guardian Medya Grubu'nun geçen yıl 150 milyon dolara yakın zarar ettiğini yazan gazete, Observer için iki seçenek düşünüldüğünü belirtiyor.
Bunlardan biri gazeteyi tamamen kapatıp, Perşembe günleri çıkartılacak bir dergiye aynı adı vermek, diğeri de Observer'ın sayfa sayısını azaltmak.
Kaynak: BBC Turkish
