İran, geçen Pazartesi günü Tahran’da Türkiye ve Brezilya’nın arabuluculuğunda imzalanan İran’ın sahip olduğu düşük düzeyde zenginleştirilmiş uranyumun takası anlaşmasını içeren mektubu Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’na sundu.
İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Ali Ekber Salihi’nin imzasını taşıyan mektup, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Yukiya Amano’ya iletildi.
İran’ın daimi temsilcisi Büyükelçi Ali Asker Sultaniye’nin mektubu Amano’ya sunması sırasında, Türkiye’nin Birleşmiş Milletler Viyana Ofisi nezdindeki daimi temsilcisi Büyükelçi Tomur Bayer ve Brezilya’nın daimi temsilcisi Büyükelçi Antonio Jose Vallim Guerreiro da hazır bulundu.
Esad: Anlaşma, olası çatışmalara karşı büyük bir fırsat
Anlaşma, bölgede memnuniyetle karşılanmaya devam ediyor. Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad, Türkiye, İran ve Brezilya arasında varılan uranyum takası mutabakatının, "Bölge ülkelerinin ve bütün dünyanın, felakete sürükleyebilecek çatışmalardan uzak tutulması için büyük bir fırsat olduğunu" söyledi.
Başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere Batılı ülkeler ise anlaşmaya varılmakta geç kalındığını öne sürüyor.
Anlaşmanın imzalandığının ertesi günü ABD, İran’a yönelik yeni yaptırımlar içeren bir taslağı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne sunacağını duyurmuştu. Hatta bu konuda, Rusya ve Çin’in de desteğine sahip olduğunu öne sürmüştü.
Nükleer denklemde yeni tartışmalar
Bu arada, Güney Afrika arşivlerinden çıkarılan gizli belgelerin, apartheid döneminde, İsrail’in nükleer savaş başlığı satmayı önerdiğini ortaya koyması, Ortadoğu ve nükleer denklemde yeni tartışmalara neden oluyor.
Belgeler, Amerikalı akademisyen Sasha Polakow-Suransky’nin iki ülke arasındaki ilişkilerin yakınlığıyla ilgili bir kitap için araştırması sırasında ortaya çıktı. Ve bugüne kadar nükleer silahlara sahip olduğunu ne kabul, ne de ret eden ’müphemlik’ siyasetine rağmen, İsrail’in nükleer silaha sahip olduğu konusunda delil olarak niteleniyor.
1975 yılında Güney Afrika ve İsrail Savunma Bakanları arasında düzenlenen ’çok gizli’ bir toplantının görüşme tutanakları olan belgelerin, "İsrail’in, nükleer silaha sahip olsa bile, "sorumluluk sahibi" bir güç olduğu için bu silahları kötüye kullanmayacağı, ancak, İran gibi ülkelere güvenmenin mümkün olmadığı yolundaki argümanlarını da zedeleyeceği" savunuluyor.
