RSS RSS | ARAMA Jurnal'de ARA
jurnal.net
26-02-2009, Perşembe
Jurnal.NET
Medyanın et(t)iğine bak!
Doktorların en fazla iki ay ömür biçtiği 28 yaşındaki Jade Goody'nin son günlerinin medya tarafından yakın takibe alınması, İngiltere'de 'etik değil' tartışmalarına neden oldu. Peki etik davranmayan sadece medya mı?..

SİNAN SAYRUGAÇ
Jade Goody... 28 yaşında... 2002'de İngiltere'de yayınlanan "Biri Bizi Gözetliyor" yarışmasıyla şöhreti yakaladı...

Jade Goody, "Biri Bizi Gözetliyor" evinde sıra dışı tavırları ve cehaletiyle boy gösterdi. Saddam Hüseyin'i boksör sanan, Sherlock Holmes'ün de tuvaleti icat eden kişi olduğunu iddia eden Jade'in bu tavırları, medyanın "Jade evden atılsın" kampanyası başlatmasına neden oldu. Finale kadar yükselen genç kız, yarışmadan dördüncü olarak ayrıldı.

Jade, ünlü sunucu Jeff Brazier'dan 2003 ve 2004 yıllarında iki erkek çocuk sahibi oldu. 2005 yılında Aston Villa'lı futbolcu Ryan Amoo ile ilişki yaşayan Jade, aradığı aşkı onda bulamayınca çocuklarının babasına geri döndü. Aynı yıl, kendi televizyon programını yapmaya başlayan ve magazin dergilerine sıkça haber olan Jade Goody’nin ünü, günden güne arttı. Öyle ki, 2006 yılında "Shh.." adlı kendi parfümünü piyasaya sürdü.

Ölümü de canlı yayında

Ancak Goody, geçtiğimiz yıl rahim ağzı kanserine yakalandığını öğrendi. Bir yıldır tedavi gören Jade'in doktorları, genç yıldızın yaşamasından umudu kesti. Doktorların sekiz hafta ömür biçtiği Jade, kadınlara örnek olmak için hastalığının her aşamasını kameralar aracılığıyla izleyicilerle paylaşmaya başladı.

Konuşmakta güçlük çeken Jade ayrıca son arzusunun beyaz gelinlik giyip evlenmek olduğunu söyledi. Düğününün de canlı yayınlanmasını isteyen Jade’in bu arzusu üzerine, İngiltere’de onun son anlarının televizyonda yayınlanmasının etik olup olmadığı yönünde tartışmalar başladı.

Bir internet sitesi işi daha da ileriye götürürek Jade Goody'nin ölüm tarihini ve saatini bilene i-Phone 3G hediye edeceğini açıkladı.

Sanatı taklit eden ölüm

Televizyonda Jade Goody ile ilgili haberleri izlerken, İngiliz yazar Ben Elton'ın "Popcorn" (Sanatı Taklit Eden Ölüm) isimli kitabı aklıma geldi.

Elton'ın kitabının konusu sahnedeki vahşetin sokaktaki vahşete dönüşmesi. Yaptığı şiddet içerikli filmlerde Oscar alan bir yönetmen ve ona hayranlık duyan azılı bir katil ile sevgilisi arasında yaşananlar. Olayın şahidi ise medya. Yoksa baş kahramanı mı demek gerekiyor...

Ölümü rating'liyor

Film yönetmeni Bruce Delamitri ile iki azılı katil Wayne ve Scout arasındaki ölüm pazarlığı... Canlı yayında milyonlarca kişiyi rehin tuttuğu insanları öldürmekle tehdit eden azılı katil, kameralara bağırıyor. Elinde ise iki silahı var; birisi makineli tüfek, diğeri ise bir rating cihazı...

Wayne kameraya doğru bağırmaya devam ediyordu.

"Ama kendimizi insanlara teslim edeceğiz. Sorumluluğu insanların üzerinde. Bizim bu odadaki herkesin kaderini onlar belirleyecek."

Koltuğunun altında rating aletini taşıyordu.

"Orada bizi izleyen insanlar, her şey size bağlı... Hepimizin hayatı sizin ellerinizde, nasıl mı? Eğer konuşmamı bitirdiğimde bizi izliyen herkes televizyonlarını kapatırsa söz veriyorum Scout ve ben ellerimiz havada yürüyüp çıkacağız buradan... Ama eğer izlemeye devam ederseniz, bu odadaki her canlıyı öldüreceğim. Scout ve kendim dahil! Fena şov değil, ha? Etkileyici değil mi? Ve bunu görmek için televizyonlarınızı birkaç saniye daha açık tutmanız yeterli olacak. Evet sorumluluk sizin. Televizyonlarınızı kapatacak mısınız?"


Popcon, bir tür şiddet sorgulaması gibi görünse de, sinema ve televizyon etiğine içeriden bir eleştiriyi de beraberinde getiriyor. Hızla değişen bir dünyada, yükselen rating'ler, alçalan değerler ve suç ile suçlunun ayırt edilemediği bir ortam...

Kendinize bir sorun!

Doktorların en fazla iki ay ömür biçtiği 28 yaşındaki Jade Goody'nin son günlerinin medya tarafından yakın takibe alınması, İngiltere'de 'etik değil' tartışmalarına neden oldu.

Peki etik davranmayan sadece medya mı? Tek suçlu televizyon mu?

Kameralar insanların yatak odalarında, yemek masalarında ya da bacak aralarında dolaşırken, ekran karşısına geçip keyifle izlemiyor musunuz?

Silahlar ölüm kusarken, şehirlere bombalar yağarken, elinizde çerez tabağı, fındık fıstık atıştırmıyor musunuz?

Medya yöneticileri etik mi değil mi gibi konular tartışılırken halk bunu istiyor savunmasının arkasına sığınıyorlar.

Yoksa gerçekten onlar haklı mı?

Siz gerçekten ölümü izlemek istiyor musunuz?..


YORUMUNUZ:
Misafir kullanıcı adı ile 500 karakter yazabilirsiniz. 500 karakter hakkınız kaldı.
Medya En Çok Okunanlar
ANA SAYFA  |   TÜRKİYE  |   DÜNYA  |   EKONOMİ  |   MEDYA  |   YAŞAM  |   TEKNOLOJİ  |   SPOR  |   ARAŞTIRMA  |   RSS  |   KÜNYE
Copyright © 2000 - 2011 JURNAL.NET, Tüm hakları saklıdır