RSS RSS | ARAMA Jurnal'de ARA
jurnal.net
22-05-2009, Cuma
Jurnal.NET
32. Gün'de küfür kıyamet!
Cumhuriyet'ten Mehmet Faraç ile Vakit'ten Serdar Arseven fena kapıştı. İki gazeteci arasındaki tartışmada, hakaretler havada uçuştu. Tartışmayı sonlandırmak için Rıdvan Akar son çare olarak reklam arası verdi. Ancak kavga reklam arasında da sürdü.
32. Gün'de, yıllardır pek çok konuda karşı karşıya gelen ve birbirlerine çok ağır ithamlarda bulunan iki gazetenin yazarları aynı masa etrafında toplandı. Programda, geçtiğimiz günlerde hayatını kaybeden Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Başkanı Prof. Dr.Türkan Saylan’'n vefatının öncesinde ve sonrasında yaşanan tartışmalar masaya yatırılacaktı. Ancak, Vakit Gazetesi Ankara temsilcisi Serdar Arseven ile Cumhuriyet Gazetesi yazarı Mehmet Faraç arasındaki şiddetli tartışma nedeniyle program yarıda kesildi.

Programın ilk bölümünde yaşanan büyük gerilimin ardından verilen mecburi reklam arasından sonra izleyicilerin karşısına çıkan 32. Gün'ün Genel Yayın Yönetmeni Rıdvan Akar konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı:

Sevgili seyirciler bu gece 32. Gün tarihinde bir ilk yaşandı.

Programın ilk bölümünde iki gazeteci arasındaki şiddetli tartışmayı sonlandırmak için mecburi bir reklam arası vermiştik. Ancak maalesef tartışma reklam arasında da daha da artarak devam etti.

Biz 32. Gün olarak demokratik ve yapıcı programlarla 23 yılı geride bıraktık. Ancak bu gece programa devam etseydik programın demokratik yapısına zarar geleceğini düşündük. Ve bu nedenle de programımızı sonlandırmaya karar verdik.

Hepinizden özür diliyoruz.

İyi geceler.


TÜRKAN SAYLAN İÇİN AĞIR SÖZLER

Vakit'teki yazısında 'Namaz kılan değil bale yapan genç istiyorum höykürtüsüne uygun bir hayat süren Türkan Saylan...' ifadelerini kullanan Vakit'in Ankara temsilcisi Serdar Arseven 32. Gün'de sarfettiği sözlerle ortalığı karıştırdı. İşte programın yarıda kesilmesine neden olan büyük kavganın fitilini ateşleyen sözler:

"Şunu kabul edemiyorum. Efendim, ben başörtülülere burs vermem. Şimdi şöyle düşünün, bir başkası da diyor ki , bizim kesimden diyelim, ben başını örtmeyenlere burs vermem. Buna tepki gösterilmeyecek mi? Yani bunun bölücülük olduğu, bunun gayri ahlaki bir tutum olduğu, bunun kamplaştırmaya yönelik bir tutum olduğu söylenmeyecek mi? Bırakın onu, biz Vakit gazetesine mütedeyyin personel ilanı verdiğimiz için hedef haline getirildik...

Türkan Saylan'ın beyanı; 'Sayın Gül, Milli Görüşçü geçmişi, eşinin ve kızlarının başörtülü oluşu dikkate alınmaksızın Dışişleri Bakanlığı'na getirilmiştir.' Yani bir insanın dışişleri bakanı olup olamayacağını, bir insanın cumhurbaşkanı olup olamayacağını siz eşinin başörtülü olmasına bağlıyorsanız kriteriniz buysa bu resmen bölücülüktür. Bu kin ve nefret tohumları ekmektir. Şimdi böyle bir insanı benden sevmem bekleniyor...Sağlığında başkalarının temsilcisi olacak, 'ben başörtülülere burs vermem' diyecek öldüğü zaman bizim ölümüz olacak sonra da bize dönülecek niye hakkınızı helal etmiyorsunuz, niye böyle yapıyorsunuz?

Bir kişinin cenazesi kişiyi üç aşağı beş yukarı tarif eder değil mi? Merhum Muhsin Yazıcıoğlu'nun cenazesini gördük, bambaşka bir tablo vardı. Düşünebiliyor musunuz, caminin avlusunda AKP'nin itleri yıldıramaz bizleri diye slogan atıldı...

Güven Erkaya vefat ettiğinde de biz 'hakkımızı helal etmiyoruz' dedik. Ve dayandırdık, dedik ki '28 Şubat operasyonunu yapanlar, Batı Çalışma Gruplarını kuranlar daha sonra bu milletin sırtına milyar dolarlık banka vurgunlarını yüklediler.' Niye helal edeyim? Benim başörtülü olarak okula gitmeye hakkım yok, çocuğumu Kuran kursuna göndermeye hakkım yok..."

Konuşmanın bu bölümünde araya giren Cumhuriyet yazarı Mehmet Faraç, Arseven'e 'Erbakan öldüğünde hakkınızı helal edecek misiniz, 1 trilyonluk hazine vurgunundan ceza aldıktan sonra' şeklinde bir soru yöneltti.

Arseven'in bu soruya yanıtı tansiyonun bir anda yükselmesine neden oldu.

Arseven, Faraç'ın sorusuna 'Ben sana başka bir şey sorarım. Sen uyuşturucu kaçakçısı kayınbiraderini kendi torpilinle Diyarbakır Barosu'na aldırdın mı aldırmadın mı? PKK ile ilişkili bir uyuşturucu kaçakçılığı değil miydi?" şeklinde karşılık verince ortalık bir anda karıştı.


Son 6 Yorum
Misafir | 27-05-2009 10:26:38
vakit bu milletim değerleri ile parelel bi yayın çizgisi içindedir. bizim sesimizdir.
Misafir | 27-05-2009 10:27:08
türkan saylanı sevmek zorundasınız..bu ülkenin karanlığa,yobazlığa geri dönmemesi için sevmek zorundasınız..atatürk kadınını sevmek zorundasınız.onun fikirlerini savunanları sevmek zorundasınız..........
Misafir | 27-05-2009 10:27:11
ha vakit ha cumhuriyet ne farkı var bunların
Misafir | 27-05-2009 10:27:41
faraç bey eğer konuyla alakanız yoksa 20 dakika sen şerefsizsin diye tartışacağına konuya açıklık getirsene o kadar kitap yazan bi insan kendini böyle mi savunur arsever sen önce üzmez davasını eleştir sonra yarı gerçek yarı yalan ithaflarda bulun birazcık gazetececi etiğine saygılı olun yazıklar olsun
Misafir | 22-05-2009 17:40:56
TÜRKAN SAYLANI SEVMEK ZORUNDAMIYIZ?
Misafir | 22-05-2009 17:41:06
artık yeter vakit gazetesinden ve onun gibilerden bıııııktık
YORUMUNUZ:
Misafir kullanıcı adı ile 500 karakter yazabilirsiniz. 500 karakter hakkınız kaldı.
Medya En Çok Okunanlar
ANA SAYFA  |   TÜRKİYE  |   DÜNYA  |   EKONOMİ  |   MEDYA  |   YAŞAM  |   TEKNOLOJİ  |   SPOR  |   ARAŞTIRMA  |   RSS  |   KÜNYE
Copyright © 2000 - 2011 JURNAL.NET, Tüm hakları saklıdır