Genelkurmay Başkanı’nın Brüksel’de yaptığı bir konuşmanın kaydedilip servis edilmesi ne kadar can sıkıcı ise yurt içinde gömülü silahlar bulunması da o kadar can sıkıcıdır.
Gömülü silahları görmemek, Erzincan savcısı olayında “ülke elden gitti” diye bağırmanın gerilimi en kötü noktalara doğru sürükleyeceğini görmemek, çok yaygın bir yanlış olarak yaşanıyor.
Medyanın, doğası gereği bu yaşananlara belli bir heyecan içinde yaklaşmasının bir yere kadar kaçınılmaz olduğu düşünülebilir. Ama o heyecanın gazetecilik ilkelerini çiğnemeye yol açmaması gerekir.
***
Erzincan’da bir savcı tutuklandı. Hukukçular meseleyi tartışıyor. Bu haberleri serinkanlı bir şekilde vermek yerine, henüz bir dava açılmamış olduğu halde “bunu bunu yapmış” diye gayet kendinden emin görüntüsü veren haberler yapmak gazeteciliğin en temel ilkelerinin çiğnenmesinden başka bir şey değildir. İddianın sahibi kim olursa olsun; ister başbakan, ister savcı olsun, iddia iddiadır ve medya onu iddia olarak yansıtmak zorundadır.
Buna karşılık kavganın bir yanında Ergenekon olayı ve tutuklanan asker kişilerle, ifadesi alınmak istenen bir ordu komutanı bulunduğunu iç sayfaların köşelerine gizlerseniz, gazetecilik görevini yerine getirmemiş, olayın boyutlarını eksik vermiş olursunuz.
***
Ergenekon soruşturması başladığından beri, medyanın tümüyle iyi bir sınav verdiğini ne yazık ki söyleyemiyoruz. Soruşturmada her iddiayı gerçek kabul etmekle ortaya çıkan her belgeyi “komplo” nun bir parçası olarak görmek arasında sıkışan okuyucu ve izleyicinin kafasının ciddi olarak karışması son derece doğaldır.
Son tartışmalar dolayısıyla bazı gazetelerin okurları, HSYK ile Danıştay ve Yargıtay üyelerinin birbirlerini seçtiğini öğrenemedi, diğer bazı gazetelerin okurları da tutuklanan Erzincan savcısının hangi konuda soruşturma yaptığını öğrenemedi.
***
Türkiye önemli bir değişim yaşıyor.
Bu değişimin altındaki temel dinamik, toplumdaki çağdaş, ileri bir demokrasi talebidir. O nedenle siyaset kurumundan ve Ankara’daki bütün kurumlardan bu değişimin demokrasi yönünde olmasına özen göstermelerini istiyoruz. Aynı özeni medyanın da göstermesini istemek durumundayız.
Okay Gönensin / Vatan / 21 Şubat 2010
