Bir dönemin en güçlü "basın patronlarından" olan Dinç Bilgin, güncel gelişmeler ışığında geçmişi değerlendirirken, 28 Şubat sürecinde "örnek bir demokrasi mücadelesi veremediklerini" söyledi. Bilgin, Taraf'taki röportajında, dönemine ışık tutacak açıklamalarda bulundu:
3 Ayaklı güç dengesi: asker ağırlıklı bürokrasiyi eleştirmek kolay iş değildi. Mesela Hıncal (Uluç) orduevleriyle ilgili bir şey yazdığında Genelkurmay'dan telefon gelirdi ama siyasetçilerle ilgili bir şey yazıldığında onlardan uyarı gelmezdi. Karışacak güçleri olmadığından. Benim o günlerde, asker, yargı ve basından oluşan 'üç ayaklı güç dengesi' diye bir teorim vardı. Gerçek güçler bunlardı. Hükümetler ise arada oyun oynayan unsurlardı.
Büyük basın: Özel ilanlar artınca 'büyük basın' oluştu. Demokratik bir ülkede olması gerekenden çok daha güçlü bir yere oturdu. Neredeyse 4. güç olup, hükümet devirecek, bakan değiştirecek güce ulaştı. Basın bakan tayin etti. Bir ara basın o kadar güçlü hale geldi ki, kimin hükümete gireceği kimin girmeyeceği pazarlıklarını yapar oldu.
Tencere kavgası: 28 Şubat'a bakarsanız, sonuçta Başbakan da tayin etti. Hürriyet ile bizim Sabah Grubu arasında büyük rekabet vardı. Onların tenceresi, bizim tencere, onların televizyonu bizim televizyon derken onların başbakanı bizim başbakana vardı iş. Hürriyet Mesut Yılmaz'a, biz Tansu Çiller'e destek verdik.
Zayıf hükümetler: Hem asker güçlendi, hem medya. Hükümetler ise çok zayıftı. Medya o dönemde askerle ve yargıyla ittifak yaptı. Bu ittifak, hükümetler karşısında basına sahip olmaması gereken gücü verdi. 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül gibi 28 Şubat da bir darbe süreciydi. Bir de o sırada farklı bir dünyada yaşıyorduk. İslami akımlara son derece ters bakıyorduk. Maalesef örnek bir demokrasi mücadelesi veremedik.
Hesabımı gördüler: Siyasiler bize değil, biz siyasilere babalanıyorduk. Bir defasında, "Tiyatronun sahibi biziz. Siz aktörlersiniz. Siz gelir gidersiniz" gibisinden küstah laflar ettiğimi hatırlıyorum. Yılmaz'a söylemiştim. Sonra da hesabımı gördüler zaten.
50 bela gelirdi: Medya 28 Şubat'a karşı çıkabilirdi. Ama bu çok zordu. Başına 50 tane bela gelebilirdi. Tehditler vardı. Siyasi cinayetler vardı, ATV'ye bantlar geliyordu. Ali Kırca ekrana çıkıyor birden ses tonunu değiştiriyordu. Şiddetle karşıydım ama bir süre sonra benim bile sözüm geçmemeye başladı.
