Tuncay Özkan'dan mektup var...
Görüşlerini paylaşmam, karşılıklı da sevişmeyiz, ancak hakkını savunurum. Geçenlerde bana çok kızgın bir mektup yolladı. İçindeki beddua ve hakaretleri bir yana bırakayım, haklı olarak isyan ettiği bölümü sizle paylaşayım:
“Ben tutuklanalı 1 yıl 7 ay oldu. Burada günler hala 24 saat, ne zor geçiyor bilsen. Ama bakıyorsun aylar gitmiş. Ergenekon'da gelinen noktayı iletmek istedim. Dava çıkmaz sokak. Yargılamalarda Mustafa Balbay ve benim gazeteciliğimiz, hayatımız sorgulandı. Mesleğimizi içimiz acıyarak savunduk. Yaşamımızın öyküsünü anlattık. Anayasal ve yasal haklarımızı kullandığımız için suçluyuz. Niye sivil toplumda yer almışız, niye siyaset, ben niye cumhuriyet mitingi yapmışım, muhalif olmuşum, AKP karşıtlığı yapmışım. Evimde çıkan “Bursa Nutku” terör üyeliği delili. Olabilir mi? Oldu. Oysa biz yargılanmak istiyoruz. Balbay da, ben de. Ama:
1. Adil
2. Hızlı
3. Tutuksuz yargılanmak istiyoruz.
Soruyorum: “Suçum ne? Deliller ne?”
Yanıt: “Suçunun söylenmemesine!”
Sen biliyor musun, söyler misin, bütün muhaliflerime soruyorum, savcıların söylemediği, delil göstermediği suçum ne? Ben iki kez ağırlaştırılmış hapis cezasıyla yargılanıyorum. Niye? Muhalifsin o yüzden derlerse, tamam diyeceğim ve bir daha sormayacağım.”
Mehmet Ali Birand / Posta / 26 Mart 2010
