RSS RSS | ARAMA Jurnal'de ARA
jurnal.net
09-07-2015, Perşembe
Jurnal.NET
Siyasi ve ticari ilişkiler perspektifinde medya
Patronun, sermayenin ya da siyasetin iradesine ve tecimsel ilişkilere teslim edilmiş medyada meslek ilkelerinin gözetilmesinden ve editöryel bağımsızlıktan söz edilemez.
Medyanın yayın çizgisi, medyanın ekonomi-politiğinden bağımsız düşünülemez. Bunda medyanın sahiplik yapısı belirleyicidir.

Türkiye açısından 1980’lere kadar 'medyanın şirketleşmesi' olarak adlandırılabilecek süreç, 1980’ler ve özellikle 1990’lı yıllardan itibaren ‘holdinglerin medyaya girişi’yle yeni bir nitelik kazandı.

Medyadaki her etkili grup; gazetesi, televizyonu, bankası ve diğer sınai-ticari kuruluşlarıyla holding yapısına kavuştu.

‘Çapraz medya mülkiyeti’ olarak tanımlanan bu oluşumun tarihsel gelişimini kısaca özetleyecek olursak:

"1950’lere kadar basında devlet denetiminin egemen olduğu bir dönem yaşandı. 1950’den sonra, özellikle 1970-1980 arası basının şirketleştiği görülmektedir...

Bu dönem, teknolojik yatırımın arttığı ve gazetecilikten para kazanmanın yaşandığı bir dönem olarak nitelendirilebilir.

Medya patronları bu dönemde yayın faaliyetinden biriktirdikleri sermaye ile basın dışında ticari girişimlere yöneldiler...

Çeşitli gazetelerin yanı sıra televizyon kanallarının da sahibi oldular ve giderek diğer sektörlere yayılarak banka ve benzeri kuruluşların mülkiyetini ele geçirdiler."


Gazeteci kökenli patronların yerini medyayı bir prestij ve güç olarak gören iş adamlarının ele geçirmesiyle yayın kuruluşlarının bağımsızlığı da sahiplerinin ticari ve siyasi çıkarlarına göre şekillenmeye başladı.

Türkiye’de medya başlangıçta yapısal zayıflığı nedeniyle siyasal iktidarların açık ve örtülü baskısı altındaydı.

Günümüzde ise yapısal büyüklüğü ya da gücü nedeniyle siyasal ve ekonomik güç odaklarıyla açık ya da örtülü, ama iç içe denilecek yakınlıktaki ilişkileri nedeniyle bir başka tür baskı altında.

Şu olgunun da altını çizmek gerekiyor. Patronun, sermayenin ya da siyasetin iradesine ve tecimsel ilişkilere teslim edilmiş medyada meslek ilkelerinin gözetilmesinden ve editöryel bağımsızlıktan söz edilemez.

Okur da, benimsenen bu yayıncılık anlayışı karşısında ürpermek yerine alkış tutuyorsa medyada kaliteden söz etmek de güçtür.

Demokratik toplumlarda düzenin işlerliği, bilgili yetkin ve sorumlulukları konusunda bilinçli gazetecilerin varlığına bağlıdır.

Unutulmaması gereken nokta şudur: Ancak izleyen, dinleyen ve okuyan daha iyi hizmet talep ettiğinde ve sorumlu yayıncılık anlayışı ile birleştiğinde sunulan hizmet daha kaliteli bir duruma gelebilir...

Sinan Sayrugaç / Jurnal.Net / 9 Temmuz 2015

YAZARIN DİĞER YAZILARI İÇİN TIKLAYINIZ...


YORUMUNUZ:
Misafir kullanıcı adı ile 500 karakter yazabilirsiniz. 500 karakter hakkınız kaldı.
Medya En Çok Okunanlar
ANA SAYFA  |   TÜRKİYE  |   DÜNYA  |   EKONOMİ  |   MEDYA  |   YAŞAM  |   TEKNOLOJİ  |   SPOR  |   ARAŞTIRMA  |   RSS  |   KÜNYE
Copyright © 2000 - 2017 JURNAL.NET, Tüm hakları saklıdır