RSS RSS | ARAMA Jurnal'de ARA
jurnal.net
23-01-2018, Salı
Jurnal.NET
Türkiye'de Basın Özgürlüğü: Gazeteciler Ne Düşünüyor?
Basın özgürlüğü maalesef Türkiye'de ve dünyada baskı ve sansürden ötürü gerekli serbest alan tanınmayan bir konu. Hayko Bağdat, şu an Almanya'da bulunan ve ülkesine dönemeyen, Türkiye Ermenisi bir gazeteci. Muhalif görüşleriyle tanınan Bağdat'la Dilan Yılmaz konuştu.
Türkiye’de ve dünyada güncel durumda “basın özgürlüğü” size ne ifade ediyor?

Dünya'da dersem çok tartışılır tabii; Dünya çok büyük bir yer ve Dünya'da meslek örgütleri bu anlamda hangi ülkelerin, hangi coğrafyaların ne durumda olduğunu her yıl bize açıklayan raporlar sunuyor. Kaç gazeteci tutuklu, kaç gazeteci öldürülmüş, kaç tane hak ihlali var, kaç sansür var, kaç televizyon kapatılmış gibi ölçü birimleriyle medya ve basın özgürlüğünün durumunu bize tarif eden raporlar yayınlanıyor. Bunu ciddiye alırsak Türkiye dünyanın en kötü ülkelerinden bir tanesi durumunda şu an. Bu raporlar da çok haksız sayılmaz, detaylara girmeye gerek yok fakat tarihimizin en kötü dönemlerinden bir tanesini yaşıyoruz. Dünya'da da çok iyi bir durum söz konusu değil. Pek çok bölgede büyük sıkıntılar var.

Peki şu an ülkesine dönemeyen bir gazeteci olarak bu durum size nasıl yansıyor? Nasıl etkileniyorsunuz bu durumdan?

Kişisel olarak benim durumum çok önemli değil, ben cezaevinde ve sürgünde onlarca arkadaşı olan ya da öldürülmüş pek çok arkadaşı olan bir gazeteciyim. Benim kişisel durumum, yaşadığım sıkıntı, bireysel hayatımda başıma gelen felaketler yaşanılan büyük trajedi içerisinde damladır. Ben bunları tabii ki önemsiyorum ama çok umrumda da değil açıkçası. Bu durumun ortadan kalkması için ne yapılabilirse, nasıl mücadele edilebilirse, demokrasi ve insan hakları temelinde nasıl bir dünya, nasıl bir ülke, nasıl bir coğrafya, nasıl bir gelecek kurulması gerekiyorsa bunun için mücadele etmeye çalışıyorum kendi bildiğim yollarla. Dolayısıyla benim durumum mücadele durumudur. Hiç değişmedi yani. Mesleğime başladığım günden beri yaptığım şey mücadeledir.

Basın özgürlüğünün önündeki engeller malum. Bunları kaldırabilmek için sizce kamuoyuna düşen görev ne? Ne yapmamız gerekiyor?

Her şeyden önce iktidarı değiştirmemiz gerekiyor. Bir şekilde memleketin bütün kaynaklarını kendi hizmetine sunmuş, devletin bütün kurumlarını bir parti devleti gibi yöneten, işine gelmeyen bütün haberleri sansürleyen, o gazetelerin, yöneticilerin başına iş açan bir yapı, bir aile, bir merkezi hükümet, bir yargıyla karşı karşıyayız. Kamuoyu gerçeğe ulaşabilmek, sağduyulu tartışmalar ve hepimizin lehine olan ilerlemeci, gelişmeci konularla muhattap olmak istiyorsa bu iktidarı terbiye etmek zorunda, bu iktidara oy vermemek zorunda, bu iktidarın açıklarını deşifre etmek zorunda. Başka türlü olacak bir şey yok. Tarihte her zaman karşılaştığımız durumlar bunlar.

Şu an ülkesine dönemeyen bir gazeteci olarak, içinde bulunduğunuz bu durumu, Türkiye’de basın ve medyanın engellenmesiyle nasıl ilişkilendiriyorsunuz?

Dediğim gibi, Hayko Bağdat’ın ülkesinde yaşayamaz hale gelmesi sadece Hayko Bağdat’ın bir haltlar karıştırmasından dolayı değildir. Ülkenin gazeteciyi hayati riskle, tutuklama riskiyle, koruma polisleriyle, tehditlerle düşürdüğü durum sonucudur. Dolayısıyla Hayko Bağdat’ın yaşayamadığı bir ülkede, tırnak içinde söylüyorum, ya da Ahmet Şık’ın hapiste olduğu bir ülkede, Selahattin Demirtaş’ın hapiste olduğu bir ülkede her şey ileri demokrasiyle işliyor denilebilir mi? Tekrar üstüme alınmıyorum bu soruyu; gazetecilerin ülkesinden gitmek zorunda kaldığı, hapislere atıldığı, vurulduğu, öldürüldüğü, katillerin gizlendiği, mahkemelerin ve adaletin kaybolduğu, siyasi davaların meze edildiği bir dönemde sürgün olmak, tutsak olmak hatta ölmek var bu işin içinde. Ama bu uzun soluklu bir mücadeledir, eninde sonunda bu günler geçer. Üzerine seneler geçer ve tarih not alır böyle dönemleri. Kimileri gazetecileri susturmaya çalışan, kalemlerini kırmaya ve onları yok etmeye çalışan, özgürlüklerden, demokrasiden korkan suçlular olarak tarihe geçer. Kimileri de bu dönem içerisinde hak adına, mağduriyetler adına, demokrasi adına mücadele eden ve bunun bedelini ödeyen insanlar olarak tarihe geçer. Tarih yarın öbür gün iki satır yazacaksa ben kendi pozisyonumdan çok memnunum. Geceleri kafamı yastığa rahat koyuyorum. Ne kimsenin parasını çaldım, ne kimsenin ölümüne sevindim ya da ölüm emrini verdim, ne insanların ekmeğiyle oynadım, ne de para çaldım. Ben bugün illegal gözüksem de tarih içerisinde aslında bizlerin bir mücadele içerisinde olduğu ve illegalliği devlet yönetimi haline getirenlerin buna yol açtığı çok net okunacak.

Siz bir gazeteci olarak gazeteci adaylarına ne tavsiye ediyorsunuz?

Hemen gazeteci olun. Hak gazetecisi olun; hiçbir siyasi partinin veya akımın borazanı olmayın. Halktan yana, haktan yana, mağduriyetlerden yana, kamu yararına gazeteciliğin kutsal, saygın prensipleri eşliğinde aslanlar gibi gazeteciler olun. Gelin, arkadan yetişin. Çoğalalım, daha çok onurlu gazeteci olsun. Kalemini satmayan, üçe beşe mesleğini satmayan insanlar olarak halkın, hakların lehine, kamu yararına gazeteciliğe devam edelim hep beraber. Niye okuyorsunuz ki o işleri zaten? Bunun için okuyorsunuz.


YORUMUNUZ:
Misafir kullanıcı adı ile 500 karakter yazabilirsiniz. 500 karakter hakkınız kaldı.
Medya En Çok Okunanlar
ANA SAYFA  |   TÜRKİYE  |   DÜNYA  |   EKONOMİ  |   MEDYA  |   YAŞAM  |   TEKNOLOJİ  |   SPOR  |   ARAŞTIRMA  |   RSS  |   KÜNYE
Copyright © 2000 - 2017 JURNAL.NET, Tüm hakları saklıdır