RSS RSS | ARAMA Jurnal'de ARA
jurnal.net
24-02-2018, Cumartesi
Jurnal.NET
İnsanlar yalan haberlere neden inanıyor?
Prof. Dr. van Bavel, "Çünkü bu haberler, kendi dünya görüşüyle örtüşüyor. Zira birey olarak takdir edilme isteği, söz konusu bilginin doğrulundan çok daha önemli" diyor.
Sosyal medyada yalan yanlış pek çok haber yer alıyor. Gerçek olmadığını bilsek de sırf dünya görüşümüzle örtüştüğü için bazı haberlere inanabiliyoruz. Psikologlar, bunun "sürü psikolojisiyle" ilintili olduğu görüşünde.

“Bilhassa sosyal kimliğimiz, bir şeye inanmamızı ya da onu reddetmemizi sağlıyor.” New York Üniversitesi’nde Sosyal Psikoloji, Algı ve Nöroloji Profesörü olarak görev yapan Jay van Bavel, 20 Şubat 2018 tarihli “Trends in Cognitive Sciences” (Bilişsel Bilimlerde Trendler) adlı bilim dergisinde yayınlanan makalesinde bu tezi ileri sürüyor.

Prof. Dr. van Bavel, “fake news” olarak adlandırılan yalan haberlere, bazı insanların doğru olmadığını bildiği halde inanmasının nedenini de bu varsayımdan yola çıkarak açıklıyor: “Çünkü bu haberler, kendi dünya görüşüyle örtüşüyor. Zira birey olarak takdir edilme isteği, söz konusu bilginin doğrulundan çok daha önemli.

Aidiyet duygusu faktörü

ABD’li bilim insanına göre nöroekonomi, değer yargılarımızın nasıl oluştuğunu anlamaya giderek daha da yaklaşıyor. Nörobilim, ekonomi, psikoloji, mühendislik gibi birbirinden farklı alanları bir araya getiren disiplinlerarası bir bilim dalı olan nöroekonomi, verilen kararlar ile aynı anda insan bünyesinde gerçekleşen biyolojik süreçler arasında bir bağlantı kurmayı amaçlıyor.

İnsandaki değerler manzumesinin oluşumunda belirli bir gruba aidiyet duygusunun da belirleyici olduğunu kaydeden Prof. Dr. Jay van Bavel, sözlerini şöylesürdürüyor: “Bizim için önemli olan ve dünyada bize yardımcı olan şeyleri seçiyoruz. Bu seçim, sabah okuduğumuz gazeteden kahvaltıda ne yediğimize kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor.”

“Kimliğe dayalı inanç modeli” adını verdiği bu durumun etkilerini ise van Bavel şöyle açıklıyor: “Seçtiğimiz taraf, bizim bir aidiyet duygusu kazanmamızı sağlıyor. Aynı zamanda kendimizi değerli olarak hissetmemize yardımcı oluyor. Bu aidiyet duygusunun iyice pekişmesiyle dünyayı algılama şeklimiz de değişiyor. Bu durumda çok güvenilir ve saygın bir haber kaynağının yazdıkları bile, eğer başka bir gruba aitse bizim için fazla bir önem arz etmeyebiliyor. Araştırmacı gazetecilik ve yüksek habercilik standartları gibi unsurlar da bu noktada pek işe yaramıyor.”

Sürüden ayrılınca bakış açısı değişiyor

Ancak belirli durumlarda insanların görüşlerini değiştirmesi de mümkün: Eğer kişi, "sürünün dışında" bırakılarak tek başına bilgi edinmek ve değerlendirmek zorunda kalırsa, bakış açısında farklılıklar oluşabiliyor.

Örneğin bazı ülkelerde yargı sisteminin bir parçası olan bağımsız jüri üyeleri seçilirken, hiçbir grup, parti ya da sosyal oluşuma üye olmamasına özen gösteriliyor. Bu kişiler, dava konusunu ve ilgili şahısları her türlü önyargıdan yoksun ve grup baskısından bağımsız olarak değerlendirip karar veriyor. Bilinçli olarak sürüden ayrı tutulanlar, bilgilerin doğru olup olmadığını daha eleştirel sorguluyor.

“Bahse var mısın?” Prof. Dr. Jay van Bavel, insanlara son olarak bu kilit soruyu soruyor ve ekliyor: “Eğer her yalan haberin bir fiyat etiketi olsaydı ve insanlar her haber için belirli bir miktar para ödemek zorunda olsaydı, ince eleyip sık dokurlardı. Yani bir haberi alıp kullanmadan veya yaymadan önce doğruluk payını titizlikle sorgularlardı.”

Kaynak: Fabian Schmidt / Deutsche Welle Türkçe


YORUMUNUZ:
Misafir kullanıcı adı ile 500 karakter yazabilirsiniz. 500 karakter hakkınız kaldı.
Medya En Çok Okunanlar
ANA SAYFA  |   TÜRKİYE  |   DÜNYA  |   EKONOMİ  |   MEDYA  |   YAŞAM  |   TEKNOLOJİ  |   SPOR  |   ARAŞTIRMA  |   RSS  |   KÜNYE
Copyright © 2000 - 2017 JURNAL.NET, Tüm hakları saklıdır