RSS RSS | ARAMA Jurnal'de ARA
jurnal.net
06-07-2017, Perşembe
Jurnal.NET
Amacı göremez olmuş durumdayız
Görünüşe göre, teknosantrik 'İlerleme'nin spazmlı temposu, okyanuslar dolusu gereksiz enformasyon ve ucuz temaşa, insanoğlunun ruhunu hiç büyütemiyor.
İnsan bilgisi ve yeteneği giderek ilerliyor.

Bu süreç, on sekizinci yüzyılda hızlanmaya başlıyor, daha göze çarpar hale geliyor.

Anne-Robert Turgot buna 'İlerleme' diye bir isim veriyor, bununla da ekonomik gelişmeye dayalı 'İlerleme'nin sonunda insan mizacını kesinlikle yumuşatacağını kastediyor.

Zaman geçtikçe, 'İlerleme'nin gerçekten devam ettiği, hatta beklentileri bile şaşılacak biçimde aştığı görülüyor.

Ama bunu teknolojik uygarlık alanında gerçekleştiriyor (özellikle de canlıların konforu ve askeri yenilikler alanında başarılı oluyor.)

İlerleme gerçekten de görkemli bir biçimde sürüyor, ama bir önceki kuşağın asla öngöremeyeceği birtakım sonuçları beraberinde getiriyor.

Teknoloji, dünyayı Batı’da yaşayanların önüne açıyor.

Bu tam olmasa bile, neredeyse kendi benliğinin sınırlarından bir sıçrayışta çıkabilmenin eşiğine geliyor; televizyonun gözüye aynı anda gezegenin her yerinde olabiliyor.

Ama görünüşe göre, bu teknosantrik 'İlerleme'nin spazmlı temposu, okyanuslar dolusu gereksiz enformasyon ve ucuz temaşa, insanoğlunun ruhunu hiç büyütemiyor.

Tersine onu daha sığ hale getiriyor, manevi hayat daralıyor, küçülüyor.

Bunun yanı sıra kültür yoksullaşıyor, matlaşıyor.

Bu gidişatı içi boş yeniliklerle değiştirmeye çalışmamız da fayda etmiyor.

Canlıların konforu ortalama bir insan için iyileşmeye devam ederken, ruhsal gelişme de durağanlaşıyor.

Aşırı tıkınmak, yanı sıra yüreklere bir hüzün sokuyor, bunca zevkin hiç tatmin getirmediği anlaşılıyor.

Tüm umutların bilime, teknolojiye, ekonomik büyümeye bağlanması mümkün görünmüyor.

Teknolojik uygarlığın zaferi aynı zamanda insanoğlunun içine bir manevi güvencesizlik tohumu da ekiyor.

Onun armağanları, insanları hem zenginleştiriyor hem de kendine köle ediyor.

Her şey çıkarlarla ilgili; ama içimizden bir ses de bize, saf, yüce, kırılgan bir şeyi kaybettiğimizi fısıldıyor.

Amacı göremez olmuş durumdayız.

Sahi, hayatı böyle çılgın bir hızla yaşarken, ne uğruna yaşıyoruz biz?

Sinan Sayrugaç / Jurnal.Net / 6 Temmuz 2017

YAZARIN DİĞER YAZILARI İÇİN TIKLAYINIZ...



YORUMUNUZ:
Misafir kullanıcı adı ile 500 karakter yazabilirsiniz. 500 karakter hakkınız kaldı.
Teknoloji En Çok Okunanlar
ANA SAYFA  |   TÜRKİYE  |   DÜNYA  |   EKONOMİ  |   MEDYA  |   YAŞAM  |   TEKNOLOJİ  |   SPOR  |   ARAŞTIRMA  |   RSS  |   KÜNYE
Copyright © 2000 - 2017 JURNAL.NET, Tüm hakları saklıdır