RSS RSS | ARAMA Jurnal'de ARA
jurnal.net
07-05-2009, Perşembe
Jurnal.NET
Makûs talih, kâbus tarih
44 kişiyle birlikte hemen gömülmek istenen sorular var. Yok... Kan davası mı, kız davası mı, arazi davası mı, töre davası mı, kim kimin akrabası gibiler değil.
Şu: Bu silahlar ile o eğitimi ve şu cüreti katillere kim verdi?
Bu sorunun da peşine düşerseniz...
Herkesin kendine göre "geri kalmışlık, geri bırakılmışlık, cahiliye" gibi kavramlara yasladığı katliamın, "ilkel" değil, "modern" cevabına da ulaşırsınız.
Bu cevapta, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin, yıllardır her hükümetin, her MGK'nın; "dağda ve Kuzey Irak'ta 3 ila 5 bin kişi" denen "terör örgütü" ne karşı, yüz binlerce kişilik ordu, jandarma, polis gücünün yanı sıra 100 bin kişilik bir "milis kuvveti" yaratışına, binlerce silahı binlerce farklı kanlı hesaba hediye edişine, suçları görmezden gelişine ulaşırsınız.
O zaman, sadece kadim tarihi, sadece Güneydoğu'nun onca "medeniyet"ten süzülüp 3 yaşındaki Medine'yi de delik deşik eden talihini değil;
"Çağdaş demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti"nin bu makûs talih üstüne bina ettiği kâbus tarihi de bulursunuz.

***

Devlet, "terörle mücadele" adına, tam da "terörün istediği şey" denebilecek bir "iç savaş" inşa etti.
"Devletin güvenlik gücü" nün binlerce asker, polis şehidinin yanında; kimi kiri, pası, çamuru da işte Susurluk'ta, Ergenekon'da, yeraltında, kuyularda, kayıplarda, hadi "fışkırmasın" da, akıyor!
Bizzat "yöre insanının iç savaşı" haline getirilen kısmı da, yüzlerce "korucu" kaybının yanında, yüzlerce "korucu suçu" olarak talihsiz tarihi kemirip durdu.
Göçenlerin arazilerini paylaşamamışlar!
Bunun bölgedeki tercümesi; boşaltılan köylerin, yıkılan evlerin, kaçırılan insanların, ürken çoluk çocuğun, terörün tehdidi ile devletin ve korucusunun şiddeti arasında kalanların devlet silahıyla gasp edilmiş arazisini paylaşamamak.

***

44 ölü ile delik deşik Medine, katillerin canice suçudur; ama devletin de gizlenemeyecek utancıdır!
Tam da terörün istediği gibi inşa edilen "bölge insanının iç savaşı", ilkelliklerle de harmanlanarak geldi "aile iç savaşı" nın "soy" kırımına. Sanıklar diyormuş ya, "Kan davasını bitirmek için hepsini öldürmeye karar vermiştik" diye.
Ellerinde muhtemelen devletin korucu silahı, muhakeme ve vicdanla alakasız kafalarında muhtemelen korucu cüretiyle!
O ilkellikler ki...
Hadi kabul edin...
Tarih boyunca devletin ve iktidarların müttefiki oldu.
Kendine cumhuriyet, demokrasi, hukuk devleti, laiklik, sosyal devlet, insan hakları, kişi hak ve özgürlükleri, genel ve eşit eğitim hakkı, fırsat eşitliği gibi temel ve tali lakaplar takmış olan devlet ve her cinsten iktidar...
Tarihin hemen her sayfasında, bölgenin en ilkel, en geri, en şiddetli, insan haysiyetine en aykırı unsurlarıyla ittifak yaptı. En anti demokratik, en cumhuriyet ötesi feodal unsurlar, demokrat partilerin de cumhuriyetin bekçilerinin de en iyi müttefiki idi.
Ağalar, şeyhler, aşiret düzeni, töre, topraksız köylüyü köleleştirmiş feodal yapı, arazi gaspı, korucu ağaları, kadınların, kızların, çocukların makûs talihi, kâbus kaderi ile kanka oldu devlet ve hükümetler!
İsyan korkusu, bölünme endişesi, şovenizm yanılgısı; yarası hep tuzlu, ufku hep tozlu, çocukları hep kavruk, köyün adını Bilge yapmakla kifayet eden akılsız, bilgelikten uzak, cumhuriyet ve demokrasinin temel ilke ve ideallerine aykırı çukur açtı.
O çukur;
Onca senede "terör ve terörle mücadele" de kaybedilmiş onca evladın da...
Törelerde, kan davalarında, namus belalarında katledilmiş onca gencin de...
Gizli intiharlara sürüklenmiş onca kızın da...
Açlık, sefalet, susuzluk, pis su, göçerlik fırtınalarında kaybolmuş bebeklerin de...
"Aile içi soykırımın 44 ölüsü"nün de mezarı.
Bakmayın dozerlerin çalıştığına...
O çukur hep vardı; o mezarlar hep hazırdı!

***

Şimdi, "sivil ve askeri devlet erkânı"na soruyorum:
2009 yılında, memleketin en koyu kâbuslarının çocukları için başka bir geleceğiniz var mı?
Hastalıktan, yoksulluktan, coptan, dipçikten, onar onar şehitlikten, dağ bayır ölü ele geçirmelerden, töreden, berdelden, kan davasından, ağadan, koruculuktan, göçten, kaçmaktan, suçtan, 15 yaşına üç beş yıl hapislerden, kol kırmaktan, taştan, sopadan, pis sudan, uyduruk okul ve kavruk mecburi öğretimlerden, korkudan, nefretten ve şiddetten...
Çukurlardan, kuyulardan, toplu mezarlardan, delik deşik bebek bedenlerden başka bir geleceğiniz var mı?
"Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Türkiye halkı"nın çocukları için artık iyi bir planınız var mı!

Umur Talu / Sabah / 7 Mayıs 2009


ETİKETLER: gazete , katliam , mardin , sabah , saldırı , töre , umur talu , yazar
YORUMUNUZ:
Misafir kullanıcı adı ile 500 karakter yazabilirsiniz. 500 karakter hakkınız kaldı.
Türkiye En Çok Okunanlar
ANA SAYFA  |   TÜRKİYE  |   DÜNYA  |   EKONOMİ  |   MEDYA  |   YAŞAM  |   TEKNOLOJİ  |   SPOR  |   ARAŞTIRMA  |   RSS  |   KÜNYE
Copyright © 2000 - 2011 JURNAL.NET, Tüm hakları saklıdır