RSS RSS | ARAMA Jurnal'de ARA
jurnal.net
07-12-2009, Pazartesi
Jurnal.NET
"Her şeye rağmen" ısrarı...
"Açılım"ın getirildiği vahim nokta her gün yaşanan olaylarla gözler önüne seriliyor.
Öcalan’ın hücresi bahane edilerek sokağa dökülen terör örgütü yandaşlarının şiddet eylemleri, dün de belirttiğim gibi tehlikeli bir tırmanışın yolunu açıyor. Güneydoğu illerinde, İstanbul, Adana, Mersin gibi büyük kentlerde taşlı, molotof kokteylli saldırılar insanların yaşamını hedef almaya başladı. İdil’de öğretmenevine yapılan saldırının bir faciaya, katliama dönüşmesi güvenlik güçlerinin son anda müdahalesiyle önlendi.

“Açılım”da “muhatap” alınan tek parti DTP’ydi. DTP’nin önemli ve tarihsel bir misyona sahip olduğu, “açılımın anahtarı” niteliği taşıdığı aylarca yazıldı, çizildi. Kimi DTP liderlerinin ne kadar “ılımlı” ve “olumlu” kişiler olduğu dile getirildi. Hükümet çevrelerinden DTP’nin muhatap alınmasından sonra, açılıma muhalefet eden CHP ve MHP’ye ihtiyaç olmadığı açıklamaları geldi. Medya desteği ile “yüzyılın fırsatı”nın yakalandığı propagandası yapıldı.

Gelinen nokta, Öcalan’ın hücresini bahane ederek sokaklara dökülen şiddet ve saldırı politikasıdır.

Gelinen nokta sokak gösterilerine DTP milletvekillerinin de katılmasıdır.

Bilinçli ve kararlı bir tırmandırma politikasının sahneye konulmasıdır. Belli ki, bu politikanın sahipleri her şeyi göze almışlardır ve bu tırmandırmanın yol açacağı olumsuz sonuçlardan bile nasiplenme hesabı yapmaktadırlar.

***

Aylardır söyledik, bugün de söylüyoruz: Elinde silah olan bir terör örgütü ile, silah bırakmadığı sürece pazarlık yapılamaz. Yapılırsa, bu onu daha çok cesaretlendirmekten başka bir işe yaramaz.

Ve herkes bilir ki, bir terör örgütü ancak iki durumda silah bırakır: Ya buna mecbur edilir ya da o örgüt amacına ulaşır. Tarihte üçüncü bir yol görülmemiştir.

Şimdi, o “açılım”ın edebiyatını yapan, daha açılımın ne olduğunu bile anlamadan, hangi sakıncaları doğurabileceğini düşünmeden destek yazıları yazan, gerçekçi ve samimi uyarılarda bulunları haşin ifadelerle suçlayan kalem erbabı da sokakların ateşe verilmesini, öğretmenevindeki linç girişimini, çocukların molotof kokteyli ile yakılmasını gördükten sonra oturup bir kez daha düşünmek durumundadır.

İş gelmiş, Öcalan’ın serbest bırakılması, Anayasa’nın değiştirilmesi, özerklik, federasyon, bağımsızlık taleplerinin dile getirilmesine kadar dayanmıştır. Bu taleplerin, dış koruma altındaki eli silahlı bir örgütün varlığından ve o silah bırakmadan başlatılan kampanyalardan cesaret aldığını düşünenlerin sayısı az değildir. Şehit yakınları da onlar arasındadır.

***

Habur’dan gelen terör örgütü mensuplarının törenlerle, krallar gibi karşılanmasından sonra kamuoyundaki tepkiler üzerine hükümet frene basmış, hatta “sıfırdan başlarız” uyarısında da bulunmuştu. Yurt dışından gelişler de durdurulmuştu.

Ama bugün, o tutumuyla çelişen bir görünüm içinde olduğu anlaşılıyor. Terör örgütü kaynaklı sokak eylemleri yayılırken, hemen her gün kentlerde şiddet gösterileri sahnelenirken, hükümetin altını çize çize, üstüne basa basa “her şeye rağmen açılıma devam” anlamındaki açıklamaları ne kadar gerçekçidir?

“Acı ilacı içeriz ama sonunda hastalığı atlatırız” şeklinde bir düşünce varsa, bu da pek gerçekçi görünmüyor, çünkü hâlâ karşıda eli silahlı bir örgüt var. O örgüt ve siyasal sözcülerinin sözlüğünde de bugün anlaşılıyor ki, açılım değil, her ne pahasına ve her ne biçimde olursa olsun belirledikleri siyasal hedeflere ulaşma amacı var.

Son zamanlarda Amerika ve Avrupa’dan gelen “her şeye rağmen açılıma devam” tavsiyelerini de bu açıdan değerlendirmek gerek... Acıyı oradakiler değil, buradakiler çekiyor.

Hikmet Bila / Vatan / 7 Aralık 2009


YORUMUNUZ:
Misafir kullanıcı adı ile 500 karakter yazabilirsiniz. 500 karakter hakkınız kaldı.
Türkiye En Çok Okunanlar
ANA SAYFA  |   TÜRKİYE  |   DÜNYA  |   EKONOMİ  |   MEDYA  |   YAŞAM  |   TEKNOLOJİ  |   SPOR  |   ARAŞTIRMA  |   RSS  |   KÜNYE
Copyright © 2000 - 2011 JURNAL.NET, Tüm hakları saklıdır