Özel okullar, artık kılcal damarlar misali Anadolu’nun her tarafına serpilmiş vaziyette. Sayılarının her geçen gün daha da artacağını varsayıyorum. Marka özel okullar isim hakkı satmak suretiyle ülkemizde bir ağ oluşturmaktadırlar. Bunun yanı sıra; yerel merkezli ve başarısı tescil edilmiş özel okullar da eğitim sürecimizin bir parçası haline gelmiş durumdadır.Çocuklarının daha iyi eğitim almasını isteyen veliler; Türkiye koşullarında bayağı ciddi sayılacak meblağları ödeyerek özel okulları tercih etmektedirler. Özel okullar denilince tümüyle devletten bağımsız bir yapıdan bahsettiğimiz sanılmasın. Özel okullar, programları bakanlıkça onanan ve bakanlık birimlerince denetlenen okullardır.
Bu itibarla, eş değeri devlet okullarında uygulanan müfredatı eksiksiz uygulamak zorundadırlar. Yeterli değildir, “özel” olması dolayısıyla; kendi içlerinde de ciddi rekabet etmek durumundadırlar. Farklılıklarını ortaya sunmaları gerekir. Eğer bir özel okul herhangi bir zincirin isim ortağı ise; devletin belirlediği müfredata ek olarak, genel merkezin ortaya koyduğu ek çalışmaları eksiksiz yapmak durumundadır.
Dahası “kardeşler arası rekabet” gereği , bırakın diğer özel okulları, aynı logoyu paylaştıkları kardeşlerinden de farklı uygulamaları ortaya koyabilmelidir.Bu gerçekleri alt alta koyduğumuzda, özel okulculuk yasaların çizdiği eğitime ait iş ve işlemleri eksiksiz yapmalıdır. Bunu yaparken profesyonel kadrolardan yararlanmalıdır. Bunun yanı sıra, işletme mantığı gereği , müşterilerinin de memnuniyetini sağlamalıdır.
Özel okulları tercih eden velilerin beklentileri hayli yüksektir. Çocuklarının akademik alanda başarılı olmasını istemelerinin yanı sıra, uygulanacak performans sınavlarında da derece isterler. Bunlara ek olarak, öğrencilerin ilgi ve yetenekleri doğrultusunda, spor,sanat alanlarından herhangi birisinin alt dallarında beceri kazandırılmasını da arzularlar.Çocuklarının tenis oynamasını, yüzmesini, bir müzik aletini çalmasını arzu ederler.
Gittikçe globalleşen ve adeta küçük bir köy haline gelen dünyamızda, “bilginin üretilmesi ve paylaşılması süreci” baş döndürücü bir hıza ulaşmış vaziyettedir. Öyleyse, gençler en son teknoloji nimetlerinden faydalandırılmalı, mümkün ise teknolojiyi etkin bir şekilde kullanma becerisi elde ettirilmelidir. Sadece teknoloji kullanımı dolaşımda olan bilgiye ulaşmada etkili bir araçtır, ancak yeter koşul değildir.
Bilgiye nüfuz edebilmek için bilgiyi üretenlerin dilini de konuşabilmek önemlidir. Son yıllarda Amerika’nın açık ara etkisinden dolayı, İngilizce öğrenmek şarttır . Lakin yeterli olmamaktadır. Öğrencilere ikinci bir dilin öğretilmesi gerekmektedir. Özel okullar bu ayrıcalığı da öğrencilerine sunmak zorundadırlar.
Özel okullara gidenler, “özel ve biricik” olduklarının altının kalın çizgiyle çizilmesini arzu ederler. Bundan dolayı, okullarda iyi rehberlik servisi,kesintisiz sağlık hizmeti ve destekleyici etkinliklerin sürekliliği esastır.
Özel okullar eğitim kurumları olmalarının yanı sıra, birer işletmedirler. Bu açıdan bakıldığında hizmet alanların memnuniyetini sağlamak zorundadırlar. Memnuniyet , müşteri sürekliliği ve kurumların devamlılığı demektir.
Özel okullar;saydam,demokratik, hesap verebilir,denetlenir ve performans açısından değerlendirilir olmalıdırlar.
Son olarak, sistemi canlı kılacak uzman öğretmen kadrosunun istihdam edilmiş olması gerekir.
İdealde özel okul budur. Realitede nasıl olduklarını hizmet alanlara sormak gerekir.
Cafer İzmirlioğlu / Jurnal.Net / 26 Kasım 2010
