Fakat…
Özel hayatların dinlendiği, izlendiği, teşhir edildiği, zavallı teknolojinin pusu ve komplolara tetikçi kılındığı, siyasetin üç K’ya, Komplo, Kayıt, Kaset’e batırıldığı devre de yöneticilik ediyorsun!
***
Bir yanda aile, ana, çocuk gibi kutsallıklardan bahsediliyor…
Bir yanda özel hayat pusuları; ailelerin, anaların, evlatların üstüne boca
ediliyor.
Bir yanda internette yasak üstüne yasak…
Bir yanda internette pusu üstüne pusu…
Bir yanda sözde pornoya karşı savaş…
Bir yanda özel hayatları porno dizi gibi teşhiri!
***
“Muhafazakâr ahlâk”; milyonlarca kendi halinde, namuslu insanın sığındığı tek liman belki.
Ama limandaki kimi miço ile maçonun tek işi, muhafazakâr ikiyüzlülük ve ahlâksızlıkla, sözde ahlâksızlık teşhiri adına; adilik, kalleşlik, yıkım, pislik.
Kimi bunu iletişimcilik, gazetecilik, siyasetçilik, polislik filan da sanıyor…
***
Birçok “milliyetçi, muhafazakâr” MHP’li; alsın bu “iktidar yandaşı” veya “parti içi kavga” tuzaklarını…
Öyle ya da daha beterinden, daha kanlısından, insan hayatıyla oynamak ne demekmiş, en hafifinden ibret dizisi gibi izleyip düşünsün.
Ne demekmiş hedef haline getirmek…
Ne demekmiş evlatların, ailelerin hayatını tarumar etmek…
Ne demekmiş azınlıkta, güçsüz birini bile manen veya fiziksel linç etmek…
Ne demekmiş kişilikleri, kimlikleri, aidiyetleri, fikirleri, hayatları taşlamak, taşlatmak, kırmak, kırdırmak.
***
“İki MHP’linin daha” görüntülerinde tartışma, “muhafazakâr ahlâk” kavgasının bir başka ikiyüzlülüğünü daha çarptı:
Ahlâksız saldırıya karşı ahlâklı savunma şu:
Görüntülerdeki bir kadın, MHP’li adayın imam nikahlı eşi!
Yok muymuş bir çok AKP’linin de ikinci, üçüncü, hatta dördüncü eşi!
AKP de bunu alsın kendine kapak yapsın!
“Serbestiyet”e karşı olanca yoğunluk ve koyulukta savunulabilen bir (sözde dini) aile kültürünün, aynı anda nasıl saldırı, karşı saldırı aracı olabildiğini…
Kadının her halükarda, erkeklerce nasıl aşağılanabildiğini…
Sadece asıl evdekinin değil, (öyle deniyor) “açılan öteki ev”deki kadının da, bu sözde formüllerle, sözde meşruiyet ve sözde nikahla nasıl alçaltılabildiğini hadi mazur ve makul göstersin; ister demokrat, ister milliyetçi, muhafazakâr!
***
Nasıl bir şey bu:
Çocukları, aileyi, inancı, namusu, ahlâkı korumak adına interneti boğmak isteyen “Pekin Ördekleri” devrinde…
Evlere kurulan teknolojik pusu ve internet kalleşlikleri üstünden, aileler, çocuklar, inançlar, namuslar, ahlâk kurşuna dizilip duruyor!
Bu iğrenç sürek avında, devlet görevlileri ile devlet imkânları da hiç kullanılıyor mu?
Bu beceri, bu ince pusu ve izleme kabiliyeti, tamamen özel sektör girişimi mi?
Yahu kim bunlar!
***
Fakat ana muhalefet ne diyecek ki bu meselede?
Liderinin zaaflarına atılmış pusu ile genel başkan olan, bundan açıkça utanamış bir Kemal Bey bu rezalete nasıl içten tavır alacak?
MHP lideri, onca sene insan hayatlarına atılmış pusular üstüne hiçbir tarihi özeleştiri yapmadan vicdani yükünü hiç duymadan nasıl feveran edecek?
Hükümet,AKP, Başbakan; Cumhurbaşkanı…
Kimi şeyin ahlâkiliğini kolayca anlatabilecekler de…
Pusunun, kalleşliğin, şu imam nikâhı saldırı ve savunmasının, özel hayat teşhirinin, aile ve çocuklara hoyratlığın, internet yasaklarına eşlik eden internet linçlerinin, bu iğrenç izleme, dinleme, çırılçıplak soyma devrinin ahlâkını nasıl savunabilecekler!
Biz gazeteciler…
Basın özgürlüğü ile hayatları basma özgürlüğünün sınırlarını nasıl tayin edecek, bunca ikiyüzlülük arasında, ilke denen iğneleri, hangi samanlıkta çaresizce arayacağız!
(Bu “samanlık”ın “seyran” zannedilenle veya “Halime’nin basıldığı mekân”la ilgisi yoktur! Tamamen, iğne aranan samanlıktır! Hani, iğneyle kazılacak kuyunun oradaki! İğne bulunacak ki, sabırla kuyu kazılacak!)
Umur Talu / Gazete Habertürk / 9 Mayıs 2011
