“...Kardeşim, bu defa CHP’ye oy vereceğim. Ancak, Ak Parti oy kaybına uğrayıp, daha az milletvekili çıkarsın, yine de iktidarda kalsın istiyorum...”
Şaşırıyorsunuz ve “ Neden? Böylesine karmaşık bir hesaba gerek var mı? Kimi istersen onu iktidara getir” diyorsunuz.
Yanıt daha da ilginç.
“...Ak Parti’ nin oylarının yüzde 40-43 civarında kalmasını istiyorum. Bu şekilde bir mesaj almış olacaklar. Eğer yüzde 50, hatta daha üstüne çıkarlarsa çok fena olur...CHP- MHP-BDP’li bir koalisyonun ise istikrarı ve ekonomiyi bozacağından korkuyorum, bundan dolayı istemiyorum...”
Ak Parti’nin neden oyunu arttırmasını istemediğini sorduğunuzda da, şöylesine farklı bir açıklama alıyorsunuz :
“... Başları döner, ne oldum delisi olurlar. Hepimiz insanız ve Türküz. Üçüncü defa, hem de yükselerek oy almak insanları deli edebilir. Artık bunların önünde kimseler duramaz ve Ak Parti,Türkiye’ yi istediği şekle dönüştürebilir...”
Bu tepkileri sadece konuştuklarımdan değil, Başbakan ile yaptığım söyleşi sırasında, Twitter’dan yollanan mesajlarda da vardı ve ben de Başbakan’a bunu sormuştum. Tabii o üzerinde pek durmadı ve “Bana oylarınızla güç verin ve daha büyük işler yapmamı sağlayın” diye geçiştirdi.
Ak Parti, sekiz yılda çok değişti.
Erdoğan da değişti.
Artık karşımızda, eskisi gibi tabuları deviren, liberal, hoşgörülü bir AKP yok. Devletin dilini kullanan ve devleti ön plana çeken bir Ak Parti var.
Yanlış olduğunuı iddia edebilirsiniz, ancak algılama böyle...Ak Partililer ne kadar itiraz ederlerse etsinler, toplumun algılaması çok önemlidir ve genelde de doğrusu budur...
Mehmet Ali Birand / Posta / 9 Haziran 2011
