Seçebilmek için irade gerekiyor. Size sunulan seçeneklerden size en uygun olanı ya da zorunlu durumlarda ehven-i şer olanı işaretleyerek diğer seçenekleri yok sayıyorsunuz. Bayağı zor durum. Çünkü size sunulan seçeneklerin üzerinde akıl yürüttüğünüz zaman, her birinin sunduğu avantajlar ve dezavantajlar var. Bu avantaj/dezavantaj çizgisinde bir denge tutturmanız gerekiyor.
Ancak deneyimler gösteriyor ki , insanlar seçimlerini en son kertede akıl temelli değil, duygu merkezli yapıyor. İşte bu sebepten dolayı; seçim dönemine girdiğimiz şu günlerde lider merkezli reklam bombardımanına maruz kalıyoruz.
Herkes ürününü bir albeni demeti içinde sunuyor bize.Yaptıkları gözümüzü boyayıp, akıl tutulması yaşatmak.Böylece kararımızı yönlendirebilmek.
Seçim sandığında herkes kendi vicdanının ona gösterdiği yol doğrultusunda oy kullanacak.Sandık demokrasisi aslında bundan ibaret.
Demokrasi , bizim ülkemizde son yıllarda sandık demokrasisinden günümüz demokrasi normlarına doğru yön değiştiriyor. Artık insanlar , çeşitli oluşumları araç olarak kullanarak, seçimden sonra da oylarının takipçisi oluyorlar.
Sivil Toplum Kuruluşları,basın, internet,meslek grupları vs. gibi enstrümanlar kullanılarak , iktidarın denetlenmesi hem iktidarın kendini toplumsal duyarlılıklara göre dizayn etmesini sağlayacak hem de demokrasi aygıtının tabana yayılmasını temin edecektir.
Temenni edelim ki, özgürleşen ve tavır koyabilen birey olma sürecimiz yönetim faaliyetlerine demokratik çerçevede katkı koyma noktasında devam etsin.
Seçmek aslında seçtiğimize kefil olduğumuzun da göstergesi. Vekalet verdiğimiz siyasi yapı ya da onu somutlaşan siyasi aktörleri süreklilik içinde takip etmek ve geri bildirimlerle onlara katkıda bulunmak ortak akılın yönetsel yapıya katkısını artıracaktır. Pazar sandık başında işimizin ilk safhasını halledeceğiz.
Takibinde ise kefil olduklarımıza uyarı görevini yaparak yolumuza devam etmeliyiz.
Cafer İzmirlioğlu / Jurnal.net / 11 Haziran 2011
