Abludllah Gül'ün konuşmasından satırbaşları şöyle:
Bugüne kadar Cumhurbaşkanı olarak yaptığım tüm konuşmalarda Meclis’in önemini hep vurguladım.
Burada TBMM’de milletin kayıtsı şartsız hakimiyetini temsil eden en kudretli kurumdur, meşruiyetini milletten alır.
Halkımızın hak hukuk adalet özlemlerinin giderildiği makamdır.
Mesuliyeti çok ağır bir müessesedir.
12 Haziran seçimleri halkımızın tercihlerini güçlü bir şekilde yansıtan bir ortam ortaya koymuştur.
Halkımız seçimlerde yüksek katılım oranıyla siyaset kurumunu onurlandırmıştır.
Yüce Meclis’te tüm sorunların üzerine cesurca gitme yetkisini vermiştir.
Talep ve itirazın yeri Meclis’tir.
Her siyasi parti ve milletvekili ortak gelecek ve umutlarımızı adına kendi tezlerini ortaya koyacak.
13 Haziran sabah itibariyle en önemli madde Yeni Anayasa’nın hazırlanmasıdır.
Yürürlükteki Anayasa’nın ihtiyaçlarımıza cevap vermemesinden rahatsız.
Millet olarak asgari müşterek ve ihtiyaçlar konusunda mutabakatımız vardır.
Bu Meclis’e 1921 ve 24 Anayasalarından sonra ilk kez bir Anayasa yapma görevi verildi.
1982 Anayasası yapılan reformlara rağmen milletin ulaştığı seviye itibarıyla dar gelmeye başlamıştır.
Yeni Anayasamız esnek ve özgür bir karaktere sahip olmalıdır.
Devletle millet arasında çatışmalara mahal vermemelidir.
Yeni Anayasa sürecini üslup ve usul hatalarına kurban etmeyelim.
Bu süreçte en önemli ölçümüz evrensel standartlar olmalıdır.
Temel ilke ve hassasiyetlerin zamana duyarlı hale gelmesi için esneklik gerekir .
Sadece hesap soran değil, hesap veren bir devlet anlayışı da yeni Anayasa’da yer almalıdır.
Yeni Anayasa hiçbir özel fikrin, partinin mührünü taşımamalıdır.
Taşıması gereken tek mühür halkın mührü olmalıdır.
İç barışı pekiştirmenin en etkili yolu ülkemizi her açıdan birinci sınıf demokrasiye dönüştürmektir.
Hukuk yoluyla siyasi üstünlük sağlamanın mümkün olmadığı defalarca görülmüştür
Yargının adaletli davranmadığı konusunda görüş olursa halkın güveni kaybolur.
Felsefi görüşler yargının kararını etkilememelidir.
Tutuklulukların fiili cezaya dönüşmesinin en önemli nedeni yargının iş yüküdür.
Mahkemelerin önünde personel yetersizliği ev yoğunluktan dolayı cevaplandırılamamış davalar vardır.
Demokrasi olmadan güvenlik, güvenlik olmadan gerçek demokrasiden bahsedilemez.
Devletin birliği ve bölünmez bütünlüğü tartışılamaz.
Terörün hiçbir haklı tarafı olmaz.
Yapılan saldırılar bir hak arayışı olamaz.
Terör yok edilmesi gereken bir beladır.
Terör hiçbir davaya hizmet etmez ve edemez.
Terör bir davaya bulaştığında onunla mücadele etme yöntemi bellidir.
Devletin bütünlüğüne dönük salıdırlar bir hak arayışı olarak sunulamaz.
Terör zerre kadar müsahama gösterilmeyecek yol edilmesi gereken bir beladır.
Terör saldırıları vicdanları derinden yaralamaktadır.
Herkesin şiddete lanet etmesi insanlığın namusudur.
Devlete düşen görev hukuk kuralları dahilinde terörle mücadeledeki bütün metodları kullanmaktadır.
Kan ve şiddetle hak aramaya çalışanlar tarihi bir yanılgı içindedirler.
Demokratik adımları terörün sonucu sayanlar yanılmaktadır.
Terör olmasaydı demokratik standartarda çok daha yüksek düzeyde bir Türkiye’de yaşıyor olacaktır.
Küresel krizlere rağmen Türkiye’nin ekonomik temelleri sağlam.
Gelişmiş ekonomilerin notları düşerken Türk ekonomisinin notu artıyor.
Ekonomi yönetimimizin kararları vakitlice aldığını memnuniyetle görüyorum.
İlgili tüm birimlerin koordinasyonunu takdirle karşılıyorum.
Ekonomik hedeflere ulaşmak için yapılanlar cari açık sorununu ortaya koydu.
Bugüne kadar cari açıkla ilgili sorunlarımıza döviz kuru ile çare aradı.
Son 10 yılda yüksek enflasyon ve yüksek faiz sarmalından nasıl kurtulduysak cari açıktan da kurtulabiliriz.
