RSS RSS | ARAMA Jurnal'de ARA
jurnal.net
06-01-2012, Cuma
Jurnal.NET
İlker Başbuğ tutuklandı
'Hükümeti yıkmaya teşebbüs etmek' ve 'terör örgütü yöneticisi olmak' ile suçlanan eski Genelkurmay Başkanı Silivri Cezaevi'ne götürüldü.
Türkiye'de 2008-2010 yılları arasında genelkurmay başkanlığı görevini yürüten emekli Orgeneral İlker Başbuğ, 'İrticayla Mücadele Eylem Planı' davasıyla birleştirilen 'İnternet Andıcı' davası kapsamında 'Hükümeti yıkmaya teşebbüs' ve 'terör örgütü yöneticisi olma' iddiasıyla tutuklandı.

Başbuğ, tutuklama kararı sonrası sağlık kontrolü için adliyeden çıkartılırken yaptığı kısa açıklamada, "Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin 26. Genelkurmay Başkanı, silahlı terör örgütü kurmak ve yönetmek suçlamasıyla tutuklanmıştır. Takdir yüce Türk milletinindir" dedi.

Halen Silivri Cezaevi'nde

Tutuklama kararının ardından Beşiktaş'taki İstanbul Adliyesi'nden geniş güvenlik önlemleri altında çıkarılarak, Yenibosna'daki Adli Tıp Kurumu'nda sağlık kontrolünden geçirilen Başbuğ, daha sonra sivil araçla ve konvoy eşliğinde Silivri Cezaevi'ne götürüldü. Başbuğ'un bulunduğu araç cezaevine giriş yaparken, Silivri Cezaevi önünde ellerindeki Türk bayraklarıyla bekleyen bir grup, slogan attı.

Başbuğ, tutuklanma talebiyle sevk edildiği İstanbul Nöbetçi 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nde verdiği ifadede, ''Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin 26. Genelkurmay Başkanı olarak 'silahlı terör örgütü kurmak ve yönetmekle' suçlanmasının trajikomik olduğunu'' belirtti.

'Anlaşılması zor'

'Silahlı terör örgütü kurma ve yönetme' suçlamasının çok üzücü ve anlaşılması zor olduğunu belirten Başbuğ, böyle bir suçlamanın, Silahlı Kuvvetlere, ülkeye, devlete şerefiyle ve onuruyla hizmet vermiş biri için çok ağır bir iddia olduğunu söyledi.

Başbuğ ifadesinde, ''Bu iddianın bu şekilde dile getirilmesi bile benim için en ağır cezadır. Bundan sonra ne ceza verilirse verilsin, bu beni daha fazla üzmez. Benim görevim esnasında böyle bir şey varsa, gereken yapılmalıydı'' dedi.

Başbuğ, sözlerini, ''Son olarak, bir Genelkurmay Başkanı'nın, bir terör örgütü kurmak ve yönetmekle suçlanması, bu bana verilecek en büyük cezadır. Bunun bu şekilde söylenmesi bile verilecek en büyük cezadır. Bundan daha büyük cezanın olabileceğini ben düşünmüyorum. Takdir mahkemenizindir. Bizler gelip geçiciyiz ancak sizler tarihe not düşeceksiniz'' şeklinde tamamladı.

'Yüce Divan'da yargılansın'

Başbuğ'un avukatı İlkay Sezer ise mahkemede söz alarak müvekkiline yönelik suçlamaları reddetti. Özel yetkili mahkemenin dosyaya bakamayacağını belirten avukat Sezer, “Anayasa’da 148. madde değişikliği ile yargılamanın Yüce Divan’da yapılması ve dosyanın bu hali ile derhal oraya gönderilmesi gerektiği kanaatindeyiz" diye konuştu.

Müvekkili Başbuğ'un İstanbul Nöbetçi 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nce tutuklanmasının ardından Beşiktaş'taki İstanbul Adliyesi'nde gazetecilere açıklama yapan avukat Sezer, müvekkiline, cebir ve şiddete dayalı bir eylem sorulmadığını düşündüğünü kaydetti ve tutukluluğa itiraz edeceklerini vurguladı.

Gül: Soğukkanlı yaklaşılmalı

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, İlker Başbuğ'un tutuklanması hakkında ''Mahkeme kararı olmadan kimse suçlu ilan edilemez. Herkes hukuk karşısında eşittir, soğukkanlı yaklaşılmalı'' dedi.

Başbuğ'un tutuklanmasıyla ilgili hükümet kanadından ilk açıklama ise Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay'dan geldi. Atalay, eski genelkurmay başkanının tutuklanmasını 'önemli bir olay' olarak değerlendirirken, "Adaletin adaletli ve çabuk olması gerekir" ifadesini kullandı.

Yargıdaki gelişmeleri görmek durumunda olduklarını söyleyen Atalay, "İlker Başbuğ’u biz atadık. Doğrudur. Bizim iktidarımız döneminde atandı ve uzun yıllar beraber çalıştık. Gerek terörle mücadele olsun gerek MGK’da beraber çalıştık. Ama yürüyen soruşturma çok teknik bir konuda. Ben de ayrıntıyı bilmiyorum. Dosyada neler var bilmek mümkün değil" şeklinde konuştu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ise, tutuklama kararına ilişkin, ''Özel yetkili mahkemelerin adalet dağıtan birer mahkeme olmadığını, bunların siyasi otoritenin aldığı kararları onaylayan mahkeme olduğunu daha önce ifade etmiştim. Aynı düşüncemi sürdürüyorum'' dedi.

Cumhuriyet tarihinde ilk

İktidardaki AKP, dini cemaatler, Yunanistan, Ermenistan ve PKK aleyhine yayın yapan propaganda sitelerinin Genelkurmay Başkanlığı'na bağlı çalıştığı iddiasıyla başlayan 'İnternet Andıcı' soruşturmasında Başbuğ'un tutuklanması, tarihi açıdan önemli bir özelliğe de sahip. Türkiye'de ilk kez, genelkurmay başkanlığı yapmış bir isim sivil savcılık tarafından sorgulandıktan sonra mahkeme kararıyla tutuklandı.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin geçtiğimiz yıl temmuz ayı sonunda iddianameyi kabul etmesiyle açılan davada aralarında eski 1. Ordu Komutanı Orgeneral Hasan Iğsız, Genelkurmay İstihbarat Daire Başkanı Korgeneral İsmail Hakkı Pekin, Genelkurmay Başkanlığı Hukuk Müşaviri Tuğgeneral Hıfzı Çubuklu gibi isimler tutuklanırken, sanıklar yargı sürecinde verdikleri ifadelerde birçok itirafta bulunmuştu.

Mahkemenin sanıkların beyanlarında ve bazı belgelerde adı geçen İlker Başbuğ'la ilgili suç duyurusunu savcılığa iletmesinden iki gün sonra, 30 Aralık 2011 tarihinde soruşturma kararı verilmişti.

Diğer komutanlar işaret etmişti

Orgeneral Hasan Iğsız, mahkemede "Sayın komutana arz demek, bu kişinin yetkilisinin o olduğunu gösterir. Ona arz edilmeden önce kimse kalem oynatamaz" diyerek dönemin Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'u işaret etmişti.

Tutuklu sanık emekli Tuğamiral Alaettin Sevim de, Başbuğ’un tanık olarak dinlenmesini istemişti. Aynı talebi, aranırken mahkemeye dilekçe Korgeneral Mehmet Eröz de dile getirmişti.

Korgeneral İsmail Hakkı Pekin de, ifadesinde "İnternet andıcı belgesi, Genelkurmay Başkanlığı bünyesinde hazırlanan yasal ve resmi belgedir" diye konuşmuştu.
Albay Sedat Özüer ise, "Emir komuta zinciri içinde andıcı hazırlattım ve paraf attım" demişti.

İnternet andıcı davası, sanıkları arasında Albay Dursun Çiçek'in de bulunduğu İrtica ile Mücadele Eylem Planı davasıyla birleştirilmişti. Albay Çiçek, mahkemede "Her sabrın bir sonu vardır" diyerek internet andıcı belgesinin gerçek olduğunu söylemişti.

Ortak adresten satın alınmış

www.irtica.org, www.turkatak.gen.tr, www.akpgercegi.com, www.irtica.net gibi isimlere sahip 42 adet propaganda sitesi, Taraf gazetesinin 4 Şubat 2009 tarihinde manşetinden verdiği haber üzerine bir anda kapanmıştı. İddianameye giren bilgilere göre, sitelerin çoğunun ad ve içeriklerinin hayhaytr@yahoo.com diye bir ortak adresten alındığı belirlenmişti.

Sitelerle ilgili 'İrtica ile Mücadele Eylem Planı’nın ıslak imzalı orijinalini savcılara gönderen ihbarcı subayın, mektubuna eklediği internet andıcıyla başlayan süreçte, soruşturmanın ardından dava açılmış ve son olarak mahkeme geçtiğimiz yıl Ekim ayında Genelkurmay Başkanlığı'ndan andıcın aslını istemişti.


YORUMUNUZ:
Misafir kullanıcı adı ile 500 karakter yazabilirsiniz. 500 karakter hakkınız kaldı.
Türkiye En Çok Okunanlar
ANA SAYFA  |   TÜRKİYE  |   DÜNYA  |   EKONOMİ  |   MEDYA  |   YAŞAM  |   TEKNOLOJİ  |   SPOR  |   ARAŞTIRMA  |   RSS  |   KÜNYE
Copyright © 2000 - 2011 JURNAL.NET, Tüm hakları saklıdır