Çünkü şehrin sesi hiç kesilmiyor. Sürekli bir gürültü hali söz konusu. Oysa köylerde hala sessizliğin ne demek olduğunu gecelerde iyice yaşayabilmek mümkün. Sadece sessizliği mi? Elbette değil. Gökyüzünü de tüm berraklığıyla seyredebilmek, hep orada olduğunu bildiğin yıldızları tekrardan keşfedebilmek harika duygu…İmkanı olan herkese bu duyguları yaşamasını ısrarla tavsiye ederim. Şehirlerin karmaşası, yaşamının hızlılığı ve her şeyi görmemizi engelleyen ışıltılı dünyası çekici. Ancak dünyada hiçbir şey sürekli güzel değil. Sürekli sessizlik de, sürekli gürültü de bir noktadan sonra dayanılmaz hal alıyor elbet.
Sessizlik yalnızlığı ve iç sesini dinlemesini bilenlerin katlanabileceği bir durum. Okuyabiliyorsanız, uyuklayabiliyorsanız, doğada dişe dokunmaz ama insanı mutlu kılan eylemlerden hoşlanabiliyorsanız , sessizlik bir velinimet.
Ağaçlar daha yeşil sanki, yaşam daha dingin ve huzur verici. İnsanlar daha ılımlı ve gülümser vaziyette. Kulakları tırmalayan sokak gürültüleri, kornalar, trafik yok. Köpeklerin havlamaları, horozların ötmesi, rüzgarın hoş melodisi… Rüzgarın kulakta yarattığı melodi insanın sadece bedenin değil beyninin de dinlenmesini sağlıyor.
Katıksız pınar sularına ne demeli? Benim İstanbul’un katkılı sularına alışan damak tadımın bu berrak ve leziz sulara alışması zaman aldı. Alışkanlıklar kötü de olsa bir kez yerleşince yenisini kolay kabullenmiyor bünye…
Sessizlik içinde, hele sabahın ilk ışıklarını selamlayabilmek çok önemli. Köy camilerinden okunan sabah ezanlarının gölgesinde, herkesin derin uykuya çekildiği güneyin yaz sabahlarında, doğanın sunduğu envai çeşit kokunun eşliğinde, sessizliği bozan tüm unsurların doğadan kaynaklanan doğal sesler olduğunu bilmek ve hissetmek kelimelerle tarif edilemez bir duygu.
Çok sesin kirlettiği dünyada, ara sıra sessizlik limanlarına demir atmak lazım belki de.
Genelde ottan, çöpten, yoğurttan, baldan oluşan Ege sofrasında sessizlik içiyorum, doğa müziği dinliyorum ve enerji depoluyorum.
İnanın ki yazılanlar yüreğimden geliyor, kendimi doğaya teslim ediyorum.
Kasma kendini, ruh halinin vücuda gelmesi bu olsa gerek..
Sessizliğe geri dönüyorum, sizi yapay dünyanızla baş başa bırakarak…
Cafer İzmirlioğlu / Jurnal.Net / 26 Temmuz 2011
