RSS RSS | ARAMA Jurnal'de ARA
jurnal.net
Nazım’ın son aşkı. Son şiirinin ilhamı. "Saçları saman sarısı, kirpikleri mavi, kırmızı dolgun dudaklı" Vera.
17-01-2018, Çarşamba
Jurnal.NET
Nazım Hikmet ve aşkları
Aşka aşık şair. Vera’nın kollarında ölen, Piraye'ye 21-22 rüyaları yaşatan. Kimi zaman kıran ama en çok kırılan. Seven, çok seven, hep seven koca yürekli adam güzel yüzlü şair, mavi gözlü dev…

Nazım’ın ilk aşkı ve çocukluk arkadaşıdır Nüzhet.
Şüphesiz ki Nazım’ın en büyük aşkıdır Piraye.
Münevver'i görür görmez günlü kayar Nazım'ın.
FEYZANUR KAYA

Hayata veda ettiği ana kadar sevdasını yaşadı Nazım Hikmet. Çok kadın sevdi ama hepsini çok sevdi. O kadar büyük bir kalbi vardı ki tüm memleketini sığdırdı o kalbe. Sevdiği her kadın yazıldı tarihe. Aşklarına yazdığı şiirler yıllarca sevdalıların dillerinde dolandı. Kimdi bu kadınlar? Gelin hep birlikte tanıyalım Nazım’ın aşklarını.

Nüzhet

Nazım’ın ilk aşkı ve çocukluk arkadaşı. Moskova’da, üniversite günlerinde evlenirler. Nüzhet hem can hem de dava yoldaşıdır Nazım’ın. Nüzhet’in ailesi bu evliliği hiç onaylamazlar ve kızlarına sürekli mektup yollarlar. Bir süre sonra Nüzhet’in sağlığı bozulur ve Türkiye’ye ailesinin yanına döner. Fakat iyileştikten sonra dönmez Nazım’ın yanına. Artık ona yoldaş olamayacağını düşünür ya da ailesinin isteklerine boyun eğer. Nikah Moskova’da kıyıldığı için Türkiye’de bir geçerliliği yoktur. Nazım bu ayrılığın ardından en önemli şiirlerinden birini yazmıştır.

Mavi Gözlü Dev, Minnacık Kadın ve Hanımelleri

O mavi gözlü bir devdi.
Minnacık bir kadın sevdi.
Kadının hayali minnacık bir evdi,
bahçesinde ebruli
hanımeli açan bir ev. Bir dev gibi seviyordu dev.
Ve elleri öyle büyük işler için
hazırlanmıştı ki devin,
yapamazdı yapısını,
çalamazdı kapısını
bahçesinde ebrulih
anımeli açan evin.
O mavi gözlü bir devdi.
Minnacık bir kadın sevdi.
Mini minnacıktı kadın.
Rahata acıktı kadın
yoruldu devin büyük yolunda.
Ve elveda! deyip mavi gözlü deve,
girdi zengin bir cücenin kolunda
bahçesinde ebruli
hanımeliaçan eve.
Şimdi anlıyor ki mavi gözlü dev,
dev gibi sevgilere mezar bile olamaz:
bahçesinde ebruli
hanımeliaçan ev.


Piraye

Şüphesiz ki Nazım’ın en büyük aşkıdır Piraye. Nazım’la tanıştığında iki çocuğu olan dul bir kadındı. 1935 yılında kimseye haber vermeden evlendiler. Fakat bu evlilik çok mutlu ve kolay bir evlilik olmadı, çünkü Nazım’ın maphus yılları da başlamıştı. Yıllarca aşklarını yaşadılar ayrı yerlerde. Piraye hiç vazgeçmedi aşkından. Nazım her dizesinde Pirayesi’ni yaşattı. Bizlere unutulmaz dizeler bıraktı. Fakat her aşk gibi bu aşk da bitti. Piraye Nazım’a o kadar aşıktı ki, Nazım’ın başka bir kadına aşık olduğunu bile bile onu tek bırakmadı, yine ziyaretlerine devam etti. Nazım ve Piraye ayrılmış olabilirler ama aşkları sonsuza kadar yaşayacak Nazım’ın şiirlerinde.

“Senin adını /Kol saatimin kayışına tırnağımla kazıdım.
Malum ya, bulunduğum yerde /Ne sapı sedefli bir çakı var,
(bizlere alatı katıa verilmez), /Ne de başı bulutlarda bir çınar.”

“Ne güzel şey hatırlamak seni:
ölüm ve zafer haberleri içinden,
hapiste
ve yaşım kırkı geçmiş iken…..”


Münevver

“Sen esirliğim ve hürriyetimsin, /Çıplak bir yaz gecesi gibi yanan etimsin, /Sen memleketimsin. Sen ela gözlerinde yeşil hareler, /Sen büyük,güzel ve muzaffer /Ve ulaşıldıkça ulaşılmaz olan hasretimsin…”

Bu dizelerle aşkını itiraf eder Nazım. Bursa cezaevinde bir gün ziyarete gelir Münevver Nazım’ı. Kapıdan girer girmez gönlü kayar Nazım Hikmet’in. Münevver, dayısının kızıdır ve evlidir. Birbirlerine aşık olurlar ve 1950’ de Nazım Hikmet’in cezaevinden çıkmasıyla evlenirler. Bir yıl sonra oğulları Mehmet dünyaya gelir. Fakat yine mutlu bir evlilik olmaz çünkü, Nazım’ın askere gitmesi gerekir. 48 yaşındaki şair oğlunu ve karısını bırakıp askere gider.

1961 yılında Münevver ve Mehmet kaçak yollarla Varşova’ya gitmeyi başarır. Fakat Nazım yeni bir aşk bulmuştur. Durumu Münevver’e açıklar. Münevver oğlunu da alıp Fransa’ya gider ve bir Fransızla evlenir.

“Sevgilim, dayı kızım, Memed’imin anası, /Dedelerimizden biri /1848 Polonya muhaciri.Belki o Varşovalı güzel kadına, senin /İkizmişsiniz gibi benzeyişiniz bundandır,Belki ben bu yüzden böyle sarı bıyıklı /Böyle uzun boyluyum, /Oğlumuzun gözleri böyle kuzek mavisi.”

Vera

Nazım’ın son aşkı. Son şiirinin ilhamı. “Saçları saman sarısı, kirpikleri mavi, kırmızı dolgun dudaklı” Vera. İlk tanıştıklarında Vera evlidir ama bu durum Nazım’ı durdurmaz. Her gün arar Vera’yı ve en sonunda amacına ulaşır. Evlenirler. Nazım Bir dolu şiirler yazar karısına. Gittiği her yerden mektuplar gönderir. Son anına kadar elini tutar.

Vera’ya ve dünyaya yazdığı son şiir:

Gelsene dedi bana
Gülsene dedi bana
Ölsene dedi bana
Geldim
Kaldım
Güldüm
Öldüm.


Nazım’ın aşkını en güzel yine Nazım’ın cümlelerinden anlarız.

"... Mesela ben 45 yaşımı bitirdim. Ama her gün biraz daha aşık oluyorum. Karımdan, sanattan, tabiattan, insanlardan, idealizmden tut da kanaryama kadar her şeye dolu dizgin aşık oluyorum. Ve çok şükür aşığım. Bu aşk mistik manada felan değil. Platonik aşk değil. Her birine ayrı ayrı pratik tezahirleriyle faal bir aşk... Bana öyle geliyor ki, bir tek insana, yüz milyonlarla insana, her tek ağaca, bütün ormana, tek bir düşünceye, fikre, birçok düşünceye ve fikre aşık olmadan yaşamak, yaşamak değildir."


YORUMUNUZ:
Misafir kullanıcı adı ile 500 karakter yazabilirsiniz. 500 karakter hakkınız kaldı.
Yaşam En Çok Okunanlar
ANA SAYFA  |   TÜRKİYE  |   DÜNYA  |   EKONOMİ  |   MEDYA  |   YAŞAM  |   TEKNOLOJİ  |   SPOR  |   ARAŞTIRMA  |   RSS  |   KÜNYE
Copyright © 2000 - 2017 JURNAL.NET, Tüm hakları saklıdır