RSS RSS | ARAMA Jurnal'de ARA
jurnal.net
05-03-2018, Pazartesi
Jurnal.NET
Ye veya Öl!
Kan akımı ve kalp atışları yavaşlıyor ve hızla, kelimeler kağıdın yüzeyine kadim bir büyü misali yayılırken bilek hareketlerinin bilincinde olarak, yazılması gerekenleri karalayıveriyor.
Genç yapraklar ağaçlardan dökülmediler, kış boyu can havli ile tutundular dallara. Rüzgar uğuldarken bile yeşil kalma cüretini gösterip herkesi şaşkınlığa sürüklemişlerdi.

Yazar bundan etkilenmemişti. Yaşlılar ondan tiksiniyorlardı; felaketin eşiğinde salınan bir şair olduğunu düşünüyorlardı.

O ise onları hor görüyor, kendini dalgaların tepesine çıkan ve hiç düşmeyen zarif bir sörfçü olarak hayal ediyordu.

Üst sınıf, diye haykırıyor, üst sınıf. Kan ter içinde uyanıyor, gömleği tuzdan kaskatı.

Gençliğinden beri taşıdığı şizofreni küçük tohumlar halinde kireçlenmişti; ufacık çörek otları cömertçe serpilmiş yüreğine, ciğerine.

Bir içki alemi harekete geçiriyor onu: tuhaf kadınlar, tuhaf yataklar, yabancı çarşaflara kanlı lekeler saçan korkunç bir öksürük.

Tadını çıkarıyor tek hazzının, vücudunda, beyaz kan hücreleri nakledilmişcesine, hareket eden ufak, soğuk bir keçi sütünün.

Elimde değildi, diye haykırıyor.

Kuyu ayyaşın dudaklarını çağırıyor. İç beni, iç beni, diyor, inatçı çanlar çalıyor. Onun ayini.

Dalgalanan yenlerinin altında adeleli kolları titriyor.

Alçak masanın üzerine eğilip sonradan bir şekilde bambaşka şeylere dönüşen küçük intihar notları yazıyor.

Kan akımı ve kalp atışları yavaşlıyor ve hızla, kelimeler kağıdın yüzeyine kadim bir büyü misali yayılırken bilek hareketlerinin bilincinde olarak, yazılması gerekenleri karalayıveriyor.

Şafağın parıltısı ile irkiliyor. Sendeleyerek bahçeye çıkıyor, parlak çiçekler hummalı dillerini çıkarıyorlar, kızıl kraliçenin tekinsiz zakkumları.

Çiçekler ne zaman bu kadar tekinsiz oldular?

İşlerin ne zaman sarpa sardığını anımsamaya çalışıyor.

Hayatının ilmikleri ne zaman düşen bir yoldaşın ayaklarına örtülmüş bir kefen misali çözülüp gitti böyle?

Aşk illetini, geçmiş nesillerin ayyaşlığını yenmemiş miydi kendi?

Ne zaman kendimiz oluruz, diye düşünüyor, karla kaplı yokuşlarda güç bela yürürken, paltosu ay ışığıyla parıldıyor.

Uzun deriler, eski parşömen rengi ağır ipek, üzerinde ye veya öl sözcükleri; kendi sıradışı yazı ile yenlerine, dikine bir şekilde sırtına ve yakasına, sol taraftan, kalbine doğru yazılmış; ye veya öl.

Ye veya Öl!

Meltemsi / Jurnal.Net / 5 Mart 2018

YAZARIN DİĞER YAZILARI...


ETİKETLER: aşk , edebiyat , hayat , jurnal.net , meltemsi , öl , ölüm , yaşam , yazar , ye
YORUMUNUZ:
Misafir kullanıcı adı ile 500 karakter yazabilirsiniz. 500 karakter hakkınız kaldı.
Yaşam En Çok Okunanlar
ANA SAYFA  |   TÜRKİYE  |   DÜNYA  |   EKONOMİ  |   MEDYA  |   YAŞAM  |   TEKNOLOJİ  |   SPOR  |   ARAŞTIRMA  |   RSS  |   KÜNYE
Copyright © 2000 - 2017 JURNAL.NET, Tüm hakları saklıdır