RSS RSS | ARAMA Jurnal'de ARA
jurnal.net
11-03-2018, Pazar
Jurnal.NET
El Emeği Göz Nuru: Resimli Adam
Ray Bradbury'nin ilmek ilmek işlediği, on sekiz inanılmaz öyküden oluşan kitap, hem geçmişin hem de olası geleceğin izlerini taşıyor.
ILGIM KURTER

Bilim kurgu edebiyatı denince akla gelen ilk isimlerden biri Bradbury, birçok kişinin okumasa bile en azından adını bildiği Fahrenheit 451'in yazarı. Her ne kadar Fahrenheit 451 için 'Bradbury'nin başyapıtı' dense de, kendisi öyküleriyle de bilim kurgu severlerin gönüllerinde taht kurmayı başarmış usta bir yazar.Sizlere Resimli Adam'dan bahsetmek istiyorum. Yirmili yaşlarında, bir karnavalda çalışırken bacağını kıran Resimli Adam, boş durmamak için dövme yaptırmaya karar verir. Yolda gördüğü DERİ RESİMLERİ! tabelası dikkatini çekmiştir, içeride duran yaşlı kadına kendisini bir güzel dövdürdükten sonra her şeyin farkına varır, gece olduğu zaman vücudundaki resimler hareket etmeye, konuşmaya, dahası yaşamaya başlarlar. Keşke, yaşlı kadın kendisine "Zamanda yolculuk yapabiliyorum." dediğinde gülüp geçmeseymiş...

Vücudunda, farklı noktalarda on sekiz ayrı resim vardır, her resmin de kendine ait bir hikayesi, hatta zamanı. Ama kendisine göre vücudundaki en özel nokta, sağ omzundaki karalamadır. Çünkü, birinin yanında yeterince durursa o karalama zamanla dolmaya başlar ve yanındaki kişinin geleceğini gösterir. Resimli Adam, vücudunun bu hali yüzünden kırk yıldır kalıcı bir iş bulamamıştır ve kendisine bunu yapan 'cadı'yı bulursa onu kesinlikle öldürecektir.

İşte, Resimli Adam'ın tanıtıldığı Giriş kısmını sizin için kısaca özetledim. Kitap, Resimli Adam'ın intikamı üzerine yazılmamış, aksine, bu nefret ettiği vücuttaki resimler için yazılmış. Her bir hikaye o kadar net ve o kadar güzel ki, size hepsini tek tek anlatmayı çok isterim; ama bunu yapamam. Yoksa kimse kitabı okumaz ve bu da beni çok üzer. Çünkü bu kitap bize sadece olası geleceğimizi göstermiyor, geçmişte ve hatta günümüzde yaşadığımız olayların, gelecekte ne gibi şeylere yol açabileceğini de gösteriyor.

Bugünlerde yapay zekayı tartışır olduk, bilim insanları bu konuda hızla ilerleme kaydetmeye devam ediyorlar. Peki insan yapımı olan yapay zeka bir gün gerçekten insanı geçebilir mi? Ya da bu teknolojik ilerlemeler sonucunda etik anlayışımız nasıl değişecek? Irkçılık ve faşizm gibi asla bitmeyen ve toplumları derinden etkileyen, yaralayan ideolojiler bilimin ve teknolojinin ilerlemesiyle ne gibi boyutlara varacak? Bitecekler mi, yoksa artık Dünya'da görmek istemediğimiz 'renkleri' başka gezegenlere mi göndereceğiz? Peki ya kitaplar? Uluslararası Yayıncılar Birliği’nin 2016 verilerine göre, Türkiye'de kitap okumaya ayırdığımız süre ortalama bir dakika. Sadece bir dakika. 60 saniye. Şimdi, öyle bir gelecek düşünün ki dünyada kitap okuyan kimsecikler kalmamış. O kitaplara ne olacak, dahası o kitapların yazarlarına ne olacak? Bir insan, sadece kalbi durduğu zaman mı ölür yoksa unutulduğu zaman mı? Bradbury, bu sorulara hatta daha da fazlasına kendi hayal gücüyle cevap veriyor.

Resimli Adam, sadece bir bilim kurgu kitabı değil; korktuğumuz ve belki de düşünmek bile istemediğimiz olayların aslında ne kadar gerçekleşebilir şeyler olduğunu gösteren bir eser. Bana kalırsa, sadece bu yüzden bile okunmaya değer.

Şimdi bana soracak olursanız "En güzel öykü hangisiydi?" diye, tabii ki "HEPSİ!" derim, o kadar övdüm sonuçta. Ama yine de öyle bir öykü vardı ki aralarında, beni gerçekten çok etkiledi: Sürgünler.

2120 yılında geçen bu öyküde, mantık her şeyin üstünde. İçinde doğa üstü, bilim kurgu ya da mantık dışı herhangi bir olgu barındıran bütün kitaplar yakılmış. Bunun üzerine o kitapların yazarları, insanlardan kurtulmak için Mars'a yerleşmişler. Peki bu yazarlar kim mi? William Shakespeare, Edgar Allan Poe, Bram Stoker, Mary Shelley, Charles Dickens ve niceleri... Üstelik bu süreçte sadece kitaplar yok edilmemiş, cadılar bayramı ve Noel'de yasaklanmış.

Peki aslında ölmüş olan insanlar, nasıl Mars'a yerleşebilir? Düşüncelerle. Kendilerine Dünya gezegeninde yer bulamayan bu insanlar, fikirleriyle Mars'a gitmişler diyebiliriz. Mars'ta kendilerine bir şehir inşa eden bu yazarlar, unutula unutula yok oluyor, ölüyorlar. Bu esnada da Dünya insanları, uzay gemilerinde bütün bu yazarların kitaplarının son kopyalarıyla birlikte Mars'a doğru yol alıyorlar... Sonrasında neler yaşandığını anlatmayacağım, işin sürprizi kaçmasın. Umarım bu kitabı okur ve çok beğenirsiniz!


YORUMUNUZ:
Misafir kullanıcı adı ile 500 karakter yazabilirsiniz. 500 karakter hakkınız kaldı.
Yaşam En Çok Okunanlar
ANA SAYFA  |   TÜRKİYE  |   DÜNYA  |   EKONOMİ  |   MEDYA  |   YAŞAM  |   TEKNOLOJİ  |   SPOR  |   ARAŞTIRMA  |   RSS  |   KÜNYE
Copyright © 2000 - 2017 JURNAL.NET, Tüm hakları saklıdır